Çin ekonomisi yavaşlamaya devam ediyor

Çin, 2009 yılının başlarındaki küresel mali krizin hemen ardından bu yana, yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 6,9 gelen gayri safi yurtiçi hasıla artışıyla, en düşük büyüme oranını kaydetti.

Üçüncü çeyrek büyüme oranı, yılın ilk iki çeyreğindeki yüzde 7’nin ve 2014 yılında kaydedilen yüzde 7,3 büyüme oranının altındaydı. Rakamlar, beklenenden daha yüksekti ve kimilerinin gerçek büyüme oranının çok daha düşük olduğunu ifade ettiği ekonomik ve mali çevrelerde, rakamlarla ilgili ciddi bir kuşku söz konusu.

Beklenenden daha iyi gelen sonuç, büyük ölçüde, bir önceki çeyrek dönemdeki yüzde 6,1'in altında, yüzde 5,8 oranında büyüyen imalat ve inşaat sektörlerinin kötü performansını dengeleyen ve yüzde 8,6 oranında artış gösteren hizmet sektöründeki yüksek büyümeden kaynaklanıyordu. Önceki üç aylık dönemde yüzde 2,9’luk bir düşüşün ardından üçüncü çeyrekte yüzde 5,4 azalan ihracat rakamları da geriledi.

Ancak Çin borsasında Temmuz ve Ağustos aylarında gerçekleşen oldukça keskin düşüşler göz önünde tutulursa, mali hizmetleri kapsayan hizmet sektörünün rakamlarına ilişkin kuşkular dile getiriliyor.

JP Morgan’ın Çin üzerine baş ekonomisti Zhu Haibin, “Yılın ilk yarısında hizmet sektöründe yaşanan güçlü büyümeye esasen mali sektör tarafından güç sağlandığı düşünüldüğünde, hizmet sektörünün üçüncü çeyrekteki güçlü büyümeyi nasıl korumuş olduğu oldukça kafa karıştırıcıdır.” diye yazdı.

Fiyat değişikliklerine göre düzeltilmemiş olan nominal GSYİH rakamı, önceki çeyrekteki yüzde 7,1’in altına düşerek yüzde 6,2 oldu. Westpack Global Economics, nominal rakamın, esas durum için daha doğru bir rehber olduğunu ve enflasyona göre düzeltilmiş rakamların belirtilenden daha keskin bir yavaşlamaya işaret ettiğini açıkladı ve ekledi: “Genel tablo, belirgin bir biçimde iç açıcı değil ve olumlu olmaktan oldukça uzak kalmaya devam ediyor.”

Aylık sabit yatırım verileri, yılın şimdiye kadarki döneminde, hükümetin hedeflediği yüzde 15'in altında, yüzde 10,3 oranında bir artış gösterdi. Bu, 2000 yılından beri gerçekleşen en düşük artış oranıdır. Bu rakamlar, 25 yıl içindeki en düşük büyüme oranını kaydeden sanayi üretimiyle birlikte, Çin ekonomisinin 1990'lı yılların başlarından itibaren genişlemesini harekete geçiren ekonomik eğilimlerin güçlerini kaybetmekte oldukları gerçeğinin altını çizmektedir. Rakamları yayınlayan Ulusal İstatistik Bürosu, Çin'in, yılın ilk dokuz ayında "yurtiçi ekonomik gelişmenin artan aşağıya doğru basıncı" ile karşılaşmış olduğunu belirtti ancak kabul edilen ulusal ekonominin genel performansının istikrarlı ve pozitif bir yönde ilerlediğini iddia etti.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Britanya’ya yaptığı resmi ziyaret öncesinde Reuters ile yaptığı bir röportajda, ekonominin durumu ve küresel gelişmelerin etkisi hakkındaki kaygılarını ifade etti:

"Uluslararası pazarlarla yakından bağlantılı bir ekonomi olarak Çin, küresel ekonominin sönük bir performansından muaf kalamaz. Çin ekonomisiyle ilgili kaygılarımız var ve onları ortadan kaldırmak için sıkı bir şekilde çalışıyoruz. Ayrıca, tüm ülkeleri özellikle de gelişmekte olanları etkileyen durgun dünya ekonomisi hakkında da kaygılıyız."

Xi’nin açıklamaları, küresel ekonomik ilişkilerde bir eksen kaymasına işaret etmektedir. Onlar, kesinlikleri ne olursa olsun, resmi rakamlarla birlikte, Çin’in küresel ekonomik genişleme için yeni bir temel sağlamaktan (küresel mali krizi takip eden yıllarda geliştirilmiş senaryo) çok, derinleşen küresel durgunluk eğilimlerine yakalandığını vurgulamaktadır.

CIB Societe Generale’in ekonomisti Klaus Bader, sonuçları, genel olarak “oldukça hayal kırıcı” olarak betimledi: “Yatırımlar, hükümetin ekonomiyi desteklemeye yönelik çabalarına rağmen oldukça keskin bir şekilde yavaşlamaya devam etti.”

ANZ Bankacılık Grubu Büyük Çin baş ekonomisti Liu Ligang, “Aşırı iyimser olmamalıyız” dedi ve ekledi: “Çin'in ekonomik büyümesi yavaşlamaya devam edecek.” Grubun, Çin için gelecek yılki büyüme tahmini yüzde 6,4.

Gelecekte olabilecekler göz önünde bulundurulduğunda, Çin'in yavaşlamasının önemi ve küresel ekonomiye olan etkileri bir bütün olarak belirginleşmektedir. Yüzyılın ilk yıllarında, küresel talep, özellikle ABD’deki kredi genişlemesi eliyle canlandırılmış; bu, Çin’in ihracatının hızla artmasına ve yüzde 10 ve daha fazla büyüme oranlarına yol açmıştı.

Ancak, mali iskambil kule 2008 küresel krizinde çöktü ve 23 milyon kadar işçi birkaç ay içinde işini kaybederken, Çin’in ihracata dayalı büyümesi ürpertici biçimde durma noktasına geldi.

Bir toplumsal patlamadan korkan Çin yönetimi, değişen küresel koşullara, inşaat sektöründeki ve onu besleyen işkollarındaki yatırımları finanse etmeye yönelik kredi genişlemesi üzerine kurulu büyük bir kurtarma paketi ile yanıt verdi. Ancak bu, küresel ekonominin mali krizi “atlatma” yerine sürmekte olan durgunluğu yaşadığı koşullarda, bir kredi balonunun oluşmasına ve mali istikrarsızlık korkularına yol açtı.  Çin'in en büyük pazarı olan Avrupa, mali krizden önce ulaşılmış üretim düzeylerine dönmüş değil.

Çin hükümeti, Xi'nin iktidara gelmesiyle birlikte, geçtiğimiz iki yıl boyunca, önceki politikalardan kaynaklanan çelişkilerin dayattığı bir başka pragmatik dönüş yaptı. “Yeniden dengeleme” etiketli bu politika, hizmet sektörünün teşvik edilmesini, finans sektörünün geliştirilmesini ve iç tüketimin genişlemesini içermektedir.

Ancak yorumcularda dünya ekonomisi için büyüme yavaşlatıcı etkileri konusunda kaygılara yol açan bu politikalar, küresel toparlanmaya katkıda bulunma konusunda, önceki kredi teşvikli yatırım genişlemesinden bile daha az umut verici.  

IG'de bir piyasa uzmanı olan Angus Nicholson, “Çin'in yeniden dengelenmesi, çok önemli bir uğraktadır” diye yazdı ve başarısız olması durumunda küresel ekonominin “küresel bir gerilemeye itilebileceğini” belirtti.

20 Ekim 2015

İngilizce özgün metin