Ebola salgını hızla yayılıyor
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) ve ABD Hastalık Kontrol Merkezleri’nin (CDC) raporları, Batı Afrika’daki Ebola salgınında durumun hızla kötüleştiğini göstermektedir. Liberya’da, Sierra Leone’de ve Gine’de hızla yayılan salgında, vakaların sayısı yaklaşık her 23 günde bir iki katına çıkıyor.
CDC’ye göre, Eylül sonunda vakaların sayısı 9.000’i bulabilir. WHO’ya göre ise bu rakam, her hafta eklenen yeni vaka ile birlikte, Kasım ortasında 10.000’e dayanacak. CDC, tamamen kontrol edilmeyenlerle birlikte, 550.000’in üzerinde insanın hastalığa yakalanmış olabileceğini ve bu rakamın, önemli ölçüde eksik bildirimlerin söz konusu olması durumunda 1,4 milyona ulaşabileceğini öngörüyor.
Bilinen vakalar arasındaki ölüm oranı yüzde 70,8. Bu ölümlerin, toplam nüfusları 20 milyon olan bu üç ülke üzerinde çok geniş bir etkisi olacaktır. Şu anda, Dünya Bankası, Gine’nin Gayrisafi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYH) yüzde 2,3, Sierra Leone’ninkinin 8,9 ve Liberya’nınkinin 11,7 oranında düşeceğini tahmin ediyor.
Şimdiki salgın bugün sona erse bile, Ebola ile ilgili önceden bilinen tüm vakaları gölgede bırakacak. WHO’nun son durum raporuna göre, bu üç ülkede, şüpheli, muhtemel ve onaylanan toplam 5.843 vaka bulunuyor. Virüsün ilk defa 1976’da farkına varılmasından beri bilinen tüm vakaların sayısı, sadece 2.500 idi ve hiçbir salgında 500’den fazla kişi hastalanmamıştı.
WHO’daki strateji yöneticisi Dr. Christopher Dye’a göre “mevcut salgın, esasen virüsün biyolojik karakteri nedeniyle değil ama bir dereceye kadar etkilenen toplumların niteliklerinden ve sağlık sistemlerinin durumundan dolayı; kontrol altında tutma çalışmalarının salgının yayılmasını durdurmak için yetersiz olması nedeniyle” son derece yaygın.
Salgından etkilenen üç ülke, dünyanın, salgın bir yana, doğum gibi rutin ihtiyaçlarda bile sağlık hizmetleri bütünüyle yetersiz durumda olan en yoksul ülkeleri arasında yer alıyor. Sierra Leone’de, Liberya’da ve Gine’de her 100.000 kişiye ikiden az doktor düşüyor. Bu ülkeler, az miktardaki musluk suyu ve yaygın olmayan sağlık koruma sistemiyle, Ebola’nın yayılması için verimli bir zemin oluşturuyor.
Bu, Ebola virüsünün hızlı bir şekilde ve şehir merkezlerine yayıldığı ilk salgın. Üç ülkenin de başkentinde ciddi sayıda olay görülürken, en kötü şekilde etkilenen Liberya’nın başkenti Monrovia oldu. Her iki yeni gelişme de muazzam yoksulluk eliyle kışkırtılmaktadır.
Ebola, karakteristik olarak vahşi hayvan topluluklarındaki doğal havzasından bulaşan kırsal bir hastalıktır. O, sadece, iltihaplı vücut sıvısıyla doğrudan temas yoluyla bulaşabilir ki bu yüzden, salgınlar, genel olarak, yalıtılmış köylerde yaşayan aile üyeleriyle, bakıcılarla ve yakın ilişkilerle sınırlı kalmaktadır.
Uygun sıhhi tesisat ve sağlık hizmeti, bulaşma tehdidini etkili bir şekilde, büyük bir ölçüde ortadan kaldırabilir. Ebola, herhangi bir temel hizmetin olmadığı büyük topluluklarda, şimdiki salgında görülen büyük ölçekli enfeksiyonlara yol açar.
Örneğin, Monrovia’daki West Point’in gecekondu mahallesinde, sıhhi tesisat, musluk suyu ya da çöp toplama hizmetinden yoksun 70.000 insan yaşıyor. Burası, Ağustos ayında, 11 gün boyunca zorla karantina altına alınmıştı. WHO’ya göre “cesetler, basitçe, yakındaki iki nehre atıldığı için, bu gecekondu mahallesinde Ebola’dan ölenlerin sayısı hiçbir zaman bilinmeyecek.”
Sınırlı uluslararası müdahalenin yeni vakalarla baş edemediği Liberya’nın başkentindeki durum, bir bütün olarak daha iyi değil. Yeni tedavi merkezleri, daha açıldıkları gün dolup taşıyor.
8 Eylül itibariyle, Monrovia sınırlarındaki Montserrado County’de, Ebola mağdurlarının tedavisi için 240 yatak varken ve sadece 260 ek yatak planlanmışken, WHO, acilen 1.000 yatağa ihtiyaç olduğunu tahmin ediyor. Geri çevrilen her hasta, hastalığı diğer insanlara yayacak şekilde, evde tedavi olmaya çalışıyor.
Sağlık merkezlerindeki yer yetersizliği, aynı zamanda, hastalıktan etkilenenlerin sayısının büyük ölçüde eksik tahmin edilmesine yol açarken, birçok mağdurun teşhis edilmemesiyle ve bildirilmemesiyle sonuçlanıyor. CDC modeli, bildirilmiş her bir Ebola vakasına karşılık, bildirilmemiş 1,5 vaka olduğunu tahmin ediyor.
CDC modeline göre, hastalığı kontrol altına almak için, enfeksiyon kapanların en az yüzde 70’inin tedavi edilmesi ve etkili bir şekilde karantina altına alınması gerekiyor. Bu hedefe ulaşmada gecikilen her 30 gün, günlük vakaları üç katına çıkararak salgının doruk noktasına ulaşmasına neden olacaktır. İşlenmiş vaka sayısını iyileştirmeye hemen başlanması, eksik beyan düzeltildiğinde, günlük 1.335 olan en üst sınırın 3.408’e çıkmasıyla sonuçlanacaktır.
Bu salgında yaşanan büyük can kaybı, dünya çapındaki çarpıcı eşitsizliği vurgulamaktadır. Salgından etkilenen üç ülkenin sağlık hizmetlerine yaptığı yıllık harcamaların toplamı sadece 900 milyon dolardır. Bu rakam, dünyadaki, toplam 7,3 trilyon dolara (Batı Afrika uluslarının sağlık bütçelerinin 8.000 katı) sahip olan 2 binden fazla milyarderin herhangi birinin servetinden daha azdır.