İki grafikte ABD’deki toplumsal eşitsizlik
Resesyon sonrası gelir kazançları giderek daha fazla zenginlere gidiyor

Kısa süre önce yayımlanan iki bilimsel makale, ABD’deki toplumsal eşitsizliğin sürekli büyümesini ve halkın haberi olmadan gerçekleşen toplumsal kutuplaşmanın derecesini belgeliyor. Onların, Amerika’daki toplumsal ilişkilerinin durumunu canlı bir şekilde gösteren tespitleri, birlikte sunulan iki tabloda özetleniyor. 

Geçen hafta Bard College’den ekonomist Pavlina Tchernova tarafından yayınlanan ilk makale, toplumun en zengin kesimlerinin, ekonomik gerilemeyi izleyen dönemlerde, gelir kazançlarından giderek daha fazla paya el koyduğunu gösteriyor. Bu süreç, en üstteki yüzde 1’lik gelir sahiplerinin neredeyse gelirdeki tüm kazançları aldığı şimdiki ekonomik “canlanma”da, doruk noktasına ulaşıyor. 
Journal of Post Keynesian Economics’in son sayısında yayımlanan makalede, 2009-2012 dönemindeki tüm gelir kazançlarının yüzde 116’sının nüfusun en zengin yüzde 10’luk kısmına gittiği belirtiliyor. Ekonomist Thomas Piketty ile Emmanuel Saez’in verilerine dayanan bu rakam, aslında, nüfusun alttaki yüzde 90’ının gelirlerinin,  aynı dönemde küçüldüğü anlamına gelir. Makale, ayrıca, 2009 yılından beri nüfusun tepedeki yüzde 1’inin tüm gelir kazançlarının yüzde 95’ini elinde topladığı gerçeğine işaret etmektedir.
Her ne kadar, durgunluk sonrası “canlanma”ya ilişkin bu rakamlar benzersiz olsa da, Tchernova, özellikle 1980’ler boyunca vahim düzeye ulaşan gelir kazançlarının, savaş sonrası dönemden beri her durgunluktan sonra giderek eşitsiz hale geldiğini gösteriyor. 
Gelir kazançlarından alttaki yüzde 90’a giden pay, 1982-1990 yılları arası dönemde, 1975- 1979 arasında zaten tarihsel olarak en düşük düzey olan yüzde 55’ten yüzde 20’ye düşmüş. Alttaki yüzde 90’ın aldığı pay, 2001’den 2007’ye kadar olan dönemde yüzde 2’ye kadar inmiş. 
Durgunluk sonrasında toplumsal eşitsizliğin büyümesi, birbirini izleyen yönetimler tarafından kolaylaştırıldı ama bu süreç, Wall Street’e trilyonlarca dolar maliyetsiz nakit sağlarken otomotiv sektörünü kurtarma sırasında Chrysler ve GM gibi şirketlerin ücret kesintilerini aktif olarak teşvik eden Obama yönetimi altında yeni bir zirveye ulaştı. 

Toplumsal eşitsizliğin, toplumdaki muazzam değişikliklerin altında yatan bu hissedilen büyümesi, büyük ölçüde halkın haberi olmadan gerçekleşmiş durumda. Harvard Üniversitesi ile Tayland’daki Chulalongkom Üniversitesi tarafından son zamanlarda yayımlanmış bir çalışma, çoğu insanın, tüm dünyada süreklilik gösteren toplumsal eşitsizliğin bu muazzam seviyelerde olduğu hakkında oldukça belirsiz bir fikri olduğunu gösteriyor. 
Araştırmacılar, 16 ülkeden rastgele seçilerek ankete katılanlara, ortalama bir fabrika işçisinin yıllık geliri ile büyük şirketlerdeki ortalama bir CEO’nun yıllık geliri arasındaki oranı tahmin etmelerini istediler; ardından da onlara, olması gereken oran hakkında ne düşündüklerini sordular. Her ülkede anketi yanıtlayanlar oranın olması gerekenden daha yüksek olduğuna inanmakla birlikte, toplumsal eşitsizliğin gerçek seviyesini son derece düşük tahmin ettiler.
Ankete Amerika’dan katılanlar, S&P 500’de yeralan şirketlerin CEO’larının ortalama bir işçiden 30 kat daha fazla ücret aldığına inanıyordu ki bu, 354 olan gerçek oranın 10’da birinden bile daha düşüktür.  Bununla birlikte, bu oran, aşırı olmakla birlikte, en az 10 katı az olduğu yedi ülke (Çek Cumhuriyeti, Danimarka, İsrail, Norveç, İsviçre ve İsveç) ile ilgili olarak özellikle yüksek değildi.
Toplumsal eşitsizliğin gerçek seviyesi, özellikle en fazla büyüdüğü dönem boyunca, halktan ısrarla gizlenmiştir. Amerikalılar’ın gelir eşitsizliğine dair mevcut algıları, genel olarak 60’lardaki koşulları yansıtırken, zengin ile yoksul arasındaki uçurum o zamandan beri hızla derinleşmektedir.
Araştırma, toplumsal eşitsizlikteki artışın, emrindeki tüm araçları onu hızlandırmak amacıyla, bu süreci gizlemek ve örtbas etmek için kullanan egemen siyasi çevreler ve medya tarafından halktan ne kadar saklandığının bir kanıtıdır.
Araştırma, ayrıca toplumsal eşitsizliğe karşı yaygın bir muhalefeti gösteriyor. Her ülkeden ankete katılanlar, işçiler ile CEO’lar arasındaki gelir eşitsizliğinin, olması gerektiğine inandıkları, 1,5 ila 5 kat arasında olduğunu sanıyordu. Bu, şimdiye kadar tam olarak gelişmemiş de olsa, dünya halkları arasında eşitsizliğe karşı kökleşmiş bir muhalefete işaret ediyor.
Bu, araştırmanın yazarlarının vardığı sonuçtu. Yazarlardan Dr. Michael I. Norton, Harvard Business Review’e  “Ortak yazarım ve ben, en çok araştırmadaki çok sayıda farklı ülke arasındaki olağanüstü uzlaşmaya şaşırdık. … Kültürel, gelirsel, dinsel ve başka faktörlerdeki büyük farklılıklara rağmen, araştırmanın yapıldığı her ülkedeki katılımcılar, zengin ile yoksul arasındaki ücret uçurumunun, ülkelerindeki mevcut düzeyden çok daha küçük olması yönündeki genel arzuyu gösterdi.” dedi.