Beasts of No Nation: Çocuk askerlerin hikayesi

UzodinmaIwaela’nın aynı isimli eserinden uyarlanan Beasts of No Nation (Vatansız Canavarlar), 3 Eylül tarihinden itibaren Venedik Film Festivali’nde ve ardından dünyadaki çeşitli film festivallerinde gösterildikten sonra internet üzerinden yayına sunuldu.

Joji Fukunaga’nın yönetmeliğini üstlendiği film, Afrika’daki çocuk askerlerin hikayesine gerçekçi bir bakışla değiniyor. Film, Agu (Abraham Attah) adlı bir çocuğun hikayesi üzerinden Afrika’daki çeşitli savaşlarda çatışmaya sürüklenen çocukların yaşamından bir kesit sunarken, savaşın yarattığı yıkımı başarılı bir şekilde özetliyor.

Film, her ne kadar Gana’da çekilmiş olsa da konu olan ülke Gana değil. Hiçbir ülke değil. Yer ismi verilmiyor. Herhangi bir Afrika ülkesi. Film, “ne fark eder, aynı şeyler yaşanmıyor mu?” diyor.

Ailesiyle yoksul bir yaşam süren Agu, ülkesinde yeni bir cunta kurulmasıyla birlikte bambaşka bir hayata adım atar. NRC adında bir grup, ülke yönetimini ele geçirmiştir ve uzun zamandan beri PLF adında bir başka grupla savaş halindedir. Bu yeni durum, savaşın, tarafsız bölge kabul edilen Agu’nun köyüne de ulaşmasına neden olur.

Köy halkı hiçbir tarafı desteklememektedir ama kendilerini savunacaklardır. Köyün erkekleri evlerini savunmak için köyde kalırken kadınları ve çocukları güvenli bir bölgeye gönderirler. Ancak Agu yeterince araç ve kaçakçılara verilecek yeterli para olmadığı için babası ve abisiyle kalır.

NRC yönetimi altındaki hükümet güçleri köye ulaşırlar ve köyün erkeklerini infaz ederler. Agu güçlükle kaçar ve canını kurtarır; ancak bu kez ülkedeki üçüncü bir savaşçı güç olan NDF’nin eline düşer.

Burada birliğin komutanı (Idris Elba) tarafından asker olarak yetiştirilmesine karar verilir. Gerilla kampında sıkı bir askeri ve ideolojik eğitimden geçirilir, savaşa gönderilir. Birliğin büyük çoğunluğu tıpkı Agu gibi çocukluk ve ergenlik çağındaki kişilerdir.

İlerleyen dakikalar boyunca, işlenen savaş suçları gösterilir. Bütün taraflar genellikle çocuklardan oluşan ordularıyla birbirlerine saldırır, şehirler yıkılır, siviller vahşice katledilir, kadınlara tecavüz edilir ve yakalanan çocuklar silah altına alınır.

Beasts of No Nation, savaşın bu vahşi atmosferini yalın bir biçimde yansıtıyor ve bunu yaparken taraf tutmuyor. Film boyunca genellikle NDF’nin barbarlıklarını görsek de diğer grupların da temiz olmadığı gösteriliyor. Hatta burjuva devlet bile idealize edilmiyor. Onun da çocuklara silah verdiği ve katliamlar yaptığı gösteriliyor. Bunun en açık ifadesi, Agu’nun köyünde babası ve abisinin dahil olduğu kalabalığın infaz edildiği sahne.

Savaş devam ettikçe zorla savaştırılan çocukların ruh halindeki değişim açığa çıkar. Çok sayıda insanı vahşice öldürmeye zorlanır, uyuşturucu bağımlısı olur, komutanın cinsel istismarına maruz kalır. Agu’nun düşünceleri karamsardır. O, bir şeylerin yoluna girebileceğine dair inancını kaybetmiştir. “Güneş, neden böyle bir dünyaya ışıldıyorsun?” demekte, savaşmaya devam etmektedir.

Filmdeki oyuncuların büyük çoğunluğu Afrikalı amatörlerden oluşuyor. Hatta bu film, çoğunun ilk sinema deneyimi. Buna rağmen zor rollerin altından kalkmayı başarmışlar. Özellikle de başroldeki Abraham Attamah. Filmdeki birkaç profesyonel oyuncudan Idris Elba ise tam anlamıyla rolünün hakkını veriyor.

Filmin konusunun yaşandığı ülke gibi, savaşan gruplar hakkında da pek bilgi verilmemiş. Hepsinin özünde aynı olduğu izleyiciye aktarılmak istenen düşünce. Bu, bir bakıma doğru olsa da savaşın ardındaki güçlerin, dünya atmosferinin ve sınıfsal dinamiklerin gizlenmesine de örtü oluşturuyor.

Beasts of No Nation, bir ülkenin, yoksul işçi ve köylülerin yaşadığı yıkımı çok iyi anlatıyor ama bu savaşların arkasındaki emperyalist güçler hakkında hiçbir şey söylemiyor. Afrika’da savaşan tarafların (tıpkı şu an Ortadoğu’daki savaşlarda olduğu gibi) Avrupalı veya Amerikalı emperyalistler ya da Rusya ve İran gibi otoriter rejimlerin vekil gücü olduğuna dair tek kelime bile söz edilmiyor. Bu barbar savaşçı güçlerin “uygar dünya” ile ne gibi ilişkilere sahip olduğu, nasıl desteklendikleri havada kalıyor. Aldıkları politik, mali ve askeri destek filmin konusu dışında tutuluyor. Bu konu hiçbir şekilde sınıfsal bağlamında ele alınmıyor.

Film, emperyalistlerin bir rolü olmadığını, en fazla savaşı görmezden geldiklerini ima ediyor. Hatta emperyalist güçlere, Afrikalıları yıkımdan kurtarmak için başvuruluyor. Agu ve dahil olduğu birliğin Birleşmiş Milletler barış gücü askerlerine teslim olması ve çocukların yeni bir yaşam şansına kavuşması da yine sistemi aklama çabasına işaret ediyor. Filmin örtülü mesajı, Afrika’daki vahşetin bir “insani” müdahale gücü aracılığıyla medenileştirmesi ve kontrol edilmesi gerektiği. Yani Birleşmiş Milletler’e gerçekte hiçbir zaman sahip olmadığı tarafsız, barışçı ve insani bir görev atfediyor. Bu, tam anlamıyla savaşın arkasındaki kapitalizm ve emperyalizm gerçeğini aklamaktır. Bunu, filmde NDF’nin lideri Dada Goodblood’ın (Juke Akuwudike) ifadelerinde de görüyoruz. O, NDF’nin yeterli gücü olduğu halde başkente saldırmaktan vazgeçme kararını, dünyanın bu savaşı fark etmeye başlamasıyla ve savaş bittikten sonra mahkemelerden kimsenin kaçamayacağıyla gerekçelendirir.

Halbuki uluslararası toplum dedikleri emperyalist güçler, Afrika’daki savaşların tarafı olmuşlardır. Oraya gelip demokratik bir rol oynayamazlar. Savaş suçlarından yargılanmaksa sadece kaybedenler için geçerli bir durumdur ve yargılayan da kazananlar olur. Örneğin, İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda, Naziler, savaş suçlarından dolayı müttefiklerin kurduğu mahkemelerde yargılandı ama ABD, doğrudan sivilleri hedefleyen atom bombaları, yangın bombardımanları ve diğer savaş suçlarının hesabını hiç vermedi.

Savaşlarda çocukların kullanılması ve istismar edilmesi Afrika’da oldukça yaygın bir durum. Kendisine fiyakalı isimler veren ve özgürlük için savaştığını iddia eden çok sayıda grup bu filmdekinin aşağı yukarı aynısı suçları işledi. Benzer durumlar Afrika dışında da geçerli. Dünyanın pek çok köşesindeki iç savaşlarda aynı suçlar işlendi, işlenmeye devam ediyor. Hatta en güçlü emperyalist devletler de çocukları savaşlarda kullandılar (özellikle iki dünya savaşında örnekleri var). Kapitalist kar ve paylaşım için işçi sınıfını ve yoksul köylüleri savaşlarda kırdıran burjuvazi, eğer bu da yetmezse işçi ve köylü çocuklarını savaşa sürmekten çekinmez/çekinmemiştir.

Beasts of No Nation, her ne kadar Afrika’daki savaşların sınıfsal bağlamına, emperyalizmin rolüne değinmese de, hatta emperyalizme ilerici bir rol atfetse de, savaşın insanlık dışı atmosferini başarıyla yansıtan bir film olarak sinema tarihindeki yerini alacaktır.