Çizgilerle Değişen Dünya
“İnsanların kendi geçmişlerinden keyifle ayrılabilmesi için gülmece gereklidir.”
Karl Marx
Dünyayı çizgilerle değiştirme sanatıdır karikatür. Bir hiciv sanatı olarak çizerin kalemiyle söylemek istediklerini anlatabilmesi, diğerlerine dünyayı kendi çizdiği pencereden baktırabilmesidir. Karşı çıktığını, benimsemediğini, kendi doğasına aykırı olanı ifade ettiğini çizgilerle yansıtan karikatüristler, bunu çizgilerine mizah katarak yaparlar üstelik. Kâğıdın üzerindeki tüm çizgiler birer imgeye dönüşür böylelikle. Daha önceden resmini gördüğünüz ya da kendisiyle her gün sokağınızın başında karşılaştığınız kedi artık bir kediye benzemeyebilir. Çizerin elinde yeniden dünyaya gelen kedi artık çizerin hayal dünyasının gölgesi, izdüşümüdür. Hayatın hayatla bağdaşmayan gülünç yanını dev aynasında yansıtır bize çizerler. Çizgilere baktıkça onların gözünden görebiliriz dünyayı.
Karikatürün tarihi çok eski çağlara dayanır. Yapılan arkeolojik kazılarda karikatürün paleolitik çağa dek indiği tespit edilmiş, kazılarda bulunan bu çizimlerin, taş ve duvar gibi yerlere yapıldığı ortaya çıkmıştır. İnsanların ve figürlerin abartı yoluyla ilk çizimleri ise 16. yüzyıla rastlar. Ancak bugün anladığımız anlamda karikatür, 17. yüzyıla doğru gelişme göstermiştir. Fakat dünyanın birçok yerinde feodalizm ve köleciliğin gerici uygulamaları olduğundan bir hiciv sanatı olan karikatür, bu yüzyılda daha çok bir figürü resmetmek amacıyla kullanılmıştır.
Karikatürün konularından biri de dünya düzeni ve bu düzenin yöneticileridir. Siyasi konuları içeren hiciv 18. yüzyılda olgunlaşmaya başladı. İngiltere’de Hannover hanedanıyla Jakobitler arasındaki ilişkiyi anlatan çizimler ilk siyasi karikatürlerin arasında yer alır. Aynı şekilde 18. yüzyılda yaşayan İspanyol ressam Goya’nın da bu alanda önemli karikatürleri bulunmaktadır.
Gazetelerde karikatürün ilk defa kullanılması ise, 1831 tarihinde Fransız ressam Charles Philipon kurduğu La Caricature gazetesiyle gerçekleşmiştir. Fransa da, İngiltere’de olduğu gibi aydınlanma çağının, düşünceleri özgürleştirmesinden bir süre yararlanabildi, ancak 1835’ten sonra Louis-Philippe tarafından siyasal nitelikli karikatürler yasaklandı. 1871’de Paris komünü ile birlikte karikatür sanatı yeniden özgürleşmiş ancak 28 Mayıs 1871 tarihinde, komün burjuvazi tarafından ezildikten sonraki 5 yıl boyunca sıkıyönetim altında yaşayan Paris’te mizah yasaklanan sanat dallarından biri olmuştur.
Osmanlı’da ise karikatür, 1870 yılında Teodor Kasap’ın yayımladığı ilk karikatür dergisi olan Diyojen’le başlamıştır. Ancak II.Abdülhamid zamanında, yönetimin gerici uygulamaları yeni çıkan karikatür dergilerini engellemiş, engellemediğinde ise eleştiri ağırlıklı mizahı yasaklamıştır.
Karikatür sanatı çizgilerle dünyanın tarihini not etmiştir. Dünyada yaşanan en önemli olaylar çoğu kez karikatürlerle tarihe geçmiştir. Dünya değişirken, karikatürler değişimleri tüm gerçeklikleriyle insanlara sunmuştur. ‘Komünizm hayaleti’ coğrafyaları dolaşırken karikatür sanatı bu gelişmeyi birebir takip etmiş, dünyadaki köklü değişikliklerin içinde yer almış, katkı sunmuş ve dahası, acımasızca eleştirmiştir de.
Rusya’da karikatür sanatı Çarlık döneminde yasaktı, hatta başka ülkelerde yayımlanan karikatür dergileri de ahlakı bozdukları gerekçesiyle ülkeye sokulmuyordu. Ancak 1808 yılında ilk karikatür dergisi Venetzianov tarafından yayımlandı ve 18 gün içinde toplatılıp yasaklandı. Daha sonra ‘Iskra’ adlı siyasal gazete, ülkeyi yönetenlerin karikatürlerini yayımladı. Ancak bu karikatürler daha çok Rusya’yı yönetenlerin resimlerini içermektedir.
Rusya’da eleştirel bir bakışla ilk yayımlanan karikatür gazetesiyse Zritel’dir; Satirkon ise yayımlanan ikinci karikatür dergisiydi. Ancak bu gazete, o dönemde Rusya’ da gelişen sosyalist işçi hareketini onaylamıyor ve çarın yanında yer alıyordu. 1917 Ekim devrimiyle birlikte bu dergi kapatıldı. Bu derginin çizerlerinden Annenkov kısa bir süre sonra devrimin yanında yer alarak Lenin ve Troçki ile çalışmış, sosyalist devrime destek olmuştur. Troçki’nin Kızıl Ordu’nun başkomutanı olarak giydiği giysiyi tasarlayan kişi de Annenkov’ dur.
Daha sonra, Pravda adlı gazete bir dönem için karikatüristlere yer verdiyse de, ekonomik koşullar nedeniyle çizerlerin işlerine son verildi.
Mayakovski ‘humoristik desenler’ yani amacı geniş kitlelere seslenmek olmayan, yalnızca küçük bir aydın tabakasının anlayabileceği, toplumsal mesaj içermeyen desenler çizdiğinden bir süre karikatürde muhalif kimliğini öne çıkarmamış olsa da, sonraki yıllarda Bedni ile, Moskovalı sosyal demokratların takip ettiği ‘Salaviç’ ve Leningrad’da ‘Giyotin’ adlı karikatür dergilerini yayımladılar ancak yine ekonomik sebepler nedeniyle bu iki dergide yayın hayatına devam edemedi.
Karikatür, Rusya’daki sosyalist devrimi “Dünyaya Açılan Pencereler” ile destekledi. Okuma yazma oranı çok düşük olan Rusya’da ‘Rotsa’ adlı örgütün hazırladığı duvar afişleri karikatür şeklindeydi. Böylelikle halk bu duvar karikatürlerinden bilgi sahibi oluyordu.
Sovyetler’de en uzun süreli karikatür dergisi ‘Krokodil’dir. Bu dergi işçi gazetesi olan ‘Robaçi’ ye bağlıydı. Daha sonra Pravda’ya bağlandı. 1929 yılında, parti merkez komitesi bu dergileri şiddetle eleştirdi. Böylelikle Krokodil çizimlerini yukarıdan gelen talimatlarla sürdürmek zorunda kaldı. Çünkü karikatür dergileri ekonomik yetersizlik nedeniyle tek başlarına varlıklarını sürdüremiyorlardı ve ancak bir gazetenin himayesinde çıkabiliyorlardı. Üstelik bu dönemde modern çizimler yapmak “burjuva yanılgısına düşmek”ti, ancak klasik çizimler yapılabilirdi. Tüm sanat dallarında olduğu gibi, karikatürler de ancak partinin istediği gibi olmak zorundaydı. Bürokrasinin devlete egemen olmasıyla birlikte karikatür, partinin ve bürokrasinin elinde, hiçbir hicve izin verilmeyen, yalnız övgü içeren çizimlerin yayımlandığı bir propaganda aracına dönüştü.
Sovyetler’de 1929 tarihinden itibaren içi boşaltılmaya başlanan sanatın, daha sonraki dönemlerde ne hale geldiğini anlamak için Kruşçev’in şu sözlerinden alıntı yapıyoruz: “Gülmece keskin bir usturaya benzer. Anneler çocuklarına kesici aletlerle oynamayı yasaklamakta haklılar.”
Almanya ve İtalya’daki faşist diktatörlükler sırasında da iktidarı eleştiren karikatürler yasaklanmıştı. İspanya’da ise 1930’lardaki iç savaşın ardından hakim olan Franco diktatörlüğü ile birlikte, din adamlarının, ülkeyi yönetenlerin ve askerlerin karikatürlerinin çizilmesi yasaklanmıştı. 1964 tarihine kadar ise pornografik olduğu gerekçesiyle bacak, göğüs gibi figürlerin çizimine izin verilmememişti.
Bugün de tüm dünyada hala karikatürlere hala yasaklar konulmaktadır. Çizerlere açılan davalar düşünce özgürlüğünün önünde barikat konumundadır. Diğer sanat dallarında olduğu gibi, muhalif sesler hemen kısılmakta, burjuvazinin rahatını bozan sanatçılar ise tehdit altında yaşamlarına devam etmeye çalışmaktadırlar. Son örneklerini Türkiye’de de yaşadığımız bu olaylar sanatın durduğu yeri anlamamız açısından kolaylık sağlıyor. Musa Kart ve Zafer Temoçin’in, Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanan karikatürlerine Şişli Cumhuriyet Savcılığı tarafından, “Cumhurbaşkanına hakaret”i düzenleyen TCK’nin 299. maddesine göre açtığı davada, haklarında 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak olmaları, düzen koruyucularının, çizgilerin gücünden ne kadar korktuğunu gösteriyor. Tarih gösteriyor ki, ne burjuva demokrasileri, ne de bürokratik diktatörlükler sanatın özgürce yaşamasına izin vermemekte, yalnız kendi çıkarlarına uygun olarak onu kullanmaktadırlar. Tüm bunlar gösteriyor ki, bir sınıfın egemenliğine dayalı sistemler var olduğu sürece, sanatın özgür gelişiminden söz etmek mümkün değildir. Ancak işçi sınıfının kuracağı, hiçbir sınıfın mevcut olmadığı sosyalist bir dünyada sanat hak ettiği değeri bulacaktır.
ÇİZGİ
Aman çizgi
Yaman çizgi
Gözünü sevdiğim çizgi
O kadar hızlı uçup git ki
Kurşun yetişemesin arkandan
Akıl bulaşıp kirletmeden
Hedefine var
Hedefe varmaya gör
Hepsi arkandan gelirler
Gelecekleri varsa
Görecekleri var.
Bedri Rahmi EYÜBOĞLU; Bİ GÜZEL