Doğaya övgü dolu bir sergi: doğa cennetse, kent cehennemdir

Kentin ağzında/bir su birikintisi/bu dünyada/değilmiş gibi duruyor.
İlhan Berk, Su Günleri V
25 Şubat akşamı Ankara Cer Modern'de küratörlüğünü Yaygara Sanat Kolektifi'nin yapmış olduğu 'Doğa Cennetse, Kent Cehennemdir' isimli karma serginin açılışı gerçekleşti. Türkiye'den ve diğer ülkelerden sanatçıların eserlerinin yer aldığı sergi, kent çıkmazında doğaya olan özlemi, fotoğraflar, heykeller, kısa filmler ve resimlerle ifade ediyor. Doğaya, doğal olana geri dönüşü düşleyen sanatçıların perspektifinden modern yaşamın eleştirisi veriliyor.
Kalabalık bir ekiple Yaygara Sanat Kolektifi, kent yaşamına karşı duruşunu eserlerinin yanına iliştirdiği kısa bir metinle destekliyor [1]. Sınıf farklılığı ve toplumsal eşitsizliğin yarattığı mekânlar arasındaki uçuruma dikkat çeken Yaygara, bu uçurumun bir çatışmayla taçlandığını ifade ediyor. Metinde, ortak alanın sürekli olarak yitirildiği vurgusunun altı çiziliyor: 'Diğerinden ayrılan ve kapalı bir topluluk formuna dönüşen bu yerleşme türlerinde izole edilmiş yaşamlar, kendi iktidarlarını da seçerek duvarın diğer tarafında kalanlara mesafesini koymuştur. Kent parçalara ayrılmış ortak alan olarak değerlendirebileceğiniz kamusal alanlar işlevini yitirmiştir.'
Kapitalizmin yarattığı moda kavramının mekânlar arasındaki ayrımı belirginleştirdiğini ve mevcut çatışmanın fitilini ateşleyen bir öğe olduğunu ifade eden kolektifin eserlerinde de çatışma sıklıkla gözler önüne serilmiş. Serginin katılımcılarından Sanatçı İrem Tok'a ait 'Neresi' adlı çalışma farklı mekânlardaki, farklı çatışmaları çok çarpıcı bir biçimde yansıtmış. Ansiklopedilerin içine işlenen yeşil alanlarda Tanrıya adanan bir hayvan, diğer yeşil alanda ise birden fazla erkeğin tecavüzüne uğrayan bir kadın...
Salonun ortasına yerleştirilmiş büyük bir bomba, kurt kostümünü ters giymiş bir erkek çocuğu, büyük boy maket gazeteler... Cem Sonel'e ait olan 'Doğal' çalışması hiç doğal olamayan maddelerden yapılmış doğal figürü ile oluşturduğu karşıtlıkla beraber mizahi bir anlatımı beğenimize sunuyor.
Mustafa Duymaz'ın kolaj çalışması 'Panokent', kentleri işgal etmiş alışveriş merkezlerine, reklam panolarına değiniyor. Çalışma, kentteki kaosu olabildiğince sunuyor bizlere.
Zoe Baraton'un “İyimser Katil” olarak çevrilen The Philanthropist Murderer adlı video çalışması, akıllara Cemal Süreya'nın bir şiirini getiriyor: 'Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza'.
Tüm çalışmalardan bahsetmeyeceğiz. Yalnız iki çalışmaya daha değinelim. Salona inen merdivenlerin yanı başında Serkan Demir tarafından yapılan, 1TL ile çalışan zikirmatik, sergi katılımcılarını epey ilgisini çekiyor. 1 TL bedel karşısında sizin için tespih çeken bir basit makinenin mesajı ve mizahı karşısında iyi vakit geçiriyorsunuz.
Bir diğer değinmek istediğim çalışma, kentlerin vazgeçilmez yerleri alışveriş merkezleri üzerine çekilmiş bir video. Erinç Ulusoy'un'Bu Sevdiğim Cehennem' adlı videosunda birkaç dakika boyunca yalnızca akvaryum balıklarını izliyorsunuz. Video bitmek üzereyken geçen bir alt yazı size dokunuyor! 'Bu balıkları görebilmek için sizi alışveriş merkezimize bekleriz.'
İnsanların ömrünü tüketen işyerleri ve fabrikaların, reklam panolarının, alışveriş merkezlerinin, çok katlı otoparkların, trafiğin, hayvanların yaşama alanını yitirmesine sebep olduğunu ve doğanın kentlerin gölgesinde giderek tükendiği gerçeğinin birçoğumuz farkındayız. Biriken sermayenin oluşturduğu kent yaşamı, insanların yaşam standardını yükseltmek bir yana insanların daha çok çalışacağı, onların ürettiklerini onlara daha fazla satabileceği araçlar yaratacağı, çılgınca üretebileceği ve insanlığı daha sorunsuz yağmalayabileceği bir alan oluşturma çabasında. Egemenlerin sürekli olarak yağmaladığı doğa ise insanlara hala çok uzak değil. Doğanın bağrından bunca nankörlükle alınanlara rağmen toprak hala oldukça cömert. Ancak sınıfların olduğu bir dünyada kent yaşamını terk edip tamamen doğal yaşamak da imkânsız. Çünkü yeryüzü ve gökyüzü bugün kapitalistler tarafından parsel parsel sermayenin hizmetine sunuldu. Sınıfların var olduğu bir dünyada kentten ve kent kültüründen  bağımsız olarak doğada yaşamanın cennet olacağı hayali romantik/ütopik bir talep olarak yanı başımızda.
“Doğa Cennetse Kent Cehennemdir” adlı sergi 11 Nisan 2011 tarihine dek Ankara Cer Modern'de sanatseverleri bekliyor. Estetik bir kent eleştirisine tanıklık etmek için Yaygara Sanat Kolektifi'nin çalışmalarını ziyaret etmenizi öneririm.