Financial Times’ın Thomas Piketty’ye saldırısı
Financial Times (FT), son birkaç gün içinde yayımlanan bir dizi köşe yazısında ve Pazartesi günkü başyazısında,  Thomas Piketty’ye ve onun kitabı 21.Yüzyılda Kapital’e yönelik çirkin bir saldırı başlattı.
Gazete, kitabın, servetin genel olarak dünyada, özellikle de ABD ile Avrupa’da giderek [belirli ellerde] yoğunlaştığı biçimindeki başlıca savlarından birini çürüten ciddi veri hatalarını ortaya çıkardığını iddia ediyor. Gazetenin ön sayfasında hafta sonu yayımlanan ve kışkırtıcı şekilde “Thomas Piketty’nin kapsamlı eşitsizlik verileri hatalı çıktı” başlığını taşıyan bir makale, yazarların “kitabın bazı önemli tablolarının temelini oluşturan rakamlarda nedeni açıklanamayan veri girdileri ve hatalar” bulduklarını ileri sürüyor. 
Gazete, Piketty’nin bu eleştirilere cevabını dikkate almadan, onların, “Prof. Piketty’nin, toplumdaki en zengin kesimin sahip olduğu servetin payının büyüdüğü ve [Piketty’den alıntılanarak] ‘servetin günümüzde, geçmişteki kadar eşitsiz dağıtılmamış olmasının sebebi, basitçe 1945’ten bu yana yeteri kadar zaman geçmemiş olmasıdır’ iddiasının altını oyacak kadar ciddi” oldukları sonucuna ulaşıyor.   
Dünya Sosyalist Web Sitesi (wsws.org), çeşitli reform önlemleri ile toplumsal eşitsizliğin üstesinden tamamıyla gelinebileceğine inanan bir Marksizm karşıtı olan Profesör Piketty ile temel teorik ve politik farklılıklara sahiptir. Bu eleştiriler, kitabın ayrı bir değerlendirmesinde, kitaba yanıt olarak ele alınacak. Bununla birlikte, FT’nin saldırısının hedefi, bu sınırlılıklar değil ama kitabın ve bir bütün olarak Piketty’nin faaliyetinin asıl güçlü yönü; yani, gelir ve servet eşitsizliğinin geçtiğimiz elli yıl boyunca arttığına ilişkin ayrıntılı incelenmedir.
(Kitabın yalnızca bir bölümüne odaklanan) FT’nin savlarının gerçek içeriğinin, ulaşmaya çalıştığı kapsamlı sonuçlar ile hiçbir ilişkisi bulunmamaktadır. Gazete tarafından belirtilen hatalar arasında, gerçek bir değere sahip olmayan açık veri aktarım hataları ve başka ikincil konular var. Gazete, ayrıca, Piketty’nin servet dağılımının zaman içindeki birleşik bir görünümünü sunma yönündeki çabalarının bir parçası olarak, verilere açıklanmamış ayarlamalar yapıldığını düşündüğünü belirtiyor. Bu tür ayarlamalar ve varsayımlar, farklı kaynaklardan, farklı yöntemlerle ve çok farklı zamanlarda toplanmış verilerin birleştirilmesinde kaçınılmazdır; ki bu, bizzat Piketty’nin de kabul ettiği bir gerçek. 
FT’nin eleştirilerine cevap veren Piketty, mümkün olduğu kadar şeffaf olmak için bütün verileri internetten ulaşılabilir ve herkesin incelemesine tabi kıldığını belirtti. Profesörün bulunduğu birçok varsayım, servetin yoğunlaşma düzeyini abartmaktan çok, olduğundan küçük gösterme eğilimi sergilemektedir. O, örneğin, zenginlerin sahip olduğu servete ilişkin tahminlerinde “offshore (kıyı bankacılığı) servetleri hesaba katmadığını ve aşağı yöne doğru hata yapmasının olası olduğunu” belirtmektedir.
FT’nin eleştirilerinin arkasındaki itici güç, açıkça siyasi karakterdedir. Gazetenin editörleri, “Piketty’nin yapıtı üzerindeki büyük sorular” konulu başyazıda, Piketty’nin verilerinde olduğu varsayılan sorunların, “onun, kapitalizmin, servetin her zamankinden daha fazla zenginlerin elinde toplanması yönünde doğal bir eğilime sahip olduğu tezinin temellerini sarstığı” konusunda ısrar ediyor.  FT, akıl almaz bir şekilde, verilerdeki hatalardan dolayı, “Avrupa’daki zenginlerin elindeki servetin 1980’lerden beri artmakta olduğu bulgusunu sorgulamak için nedenler” olduğunu iddia ediyor ve “Bu sonuç olmadan, kapitalizmin, eşitsizliğin sürekli olarak artmasına yol açan demir bir yasası olamaz.” diyor.
Piketty’nin, kapitalist sisteme karşı olmadığına (ve gerçekte eşitsizliğin “demir yasası” önerisi yapmadığı) ilişkin tekrar tekrar güvence vermesine rağmen, onun toplamış ve tutarlı bir biçimde sunmuş olduğu malzeme, FT’yi ve gazetenin temsil ettiği kişileri oldukça sinirlendirmiş durumda. Her ne kadar adını anmasalar da, onların zihinlerinden geçen şey sosyalizmdir. 
Financial Times, Piketty’ye saldırırken, Avrupa’da, ABD’de ve uluslararası alanda yükselen muazzam toplumsal gerginlikleri hisseden mali aristokrasinin güçlü kesimleri adına konuşmaktadır. Onlar, milyonlarca insanın gözünde itibarını kaybetmiş olan bir ekonomik sistemi yönettiklerinin oldukça farkındalar. Nüfusun çok küçük bir kesimi tarafından biriktirilmiş bu muazzam servetin gayrı meşruluğunun her kabulü, onların bakış açısına göre, tehlikelidir. 
Onlar, eşitsizliğin gerçekten ciddi bir sorun olmadığı konusunda ısrar ediyorlar. Eşitsizlik, var olduğu ölçüde, büyük ihtimalle meşrulaştırılmaktadır. Editörler, “Girişimcilik yeteneği yoluyla elde edilmiş servet ile mirastan elde edilen servet arasında büyük bir fark olduğunu” yazıyorlar. 
Günümüz aristokrasisinin zenginliğinin kaynağı hangi “girişimci yetenekler”? On yıllardan beri, başını Londra’daki ve Wall Street’teki mali kurumların çektiği egemen sınıf, parayı borsalara akıtmak için tüm sanayiyi paramparça edecek şekilde, büyük bir spekülasyon çılgınlığı içinde. Mali spekülasyon ve yarı suç veya düpedüz suç teşkil eden faaliyetler yoluyla, devasa bir servet toplanmış durumda. Merkez bankaları, 2008 krizinden bu yana, sıfıra yakın faiz oranlarıyla, krizi üreten spekülatif balonu yeniden şişirecek şekilde, mali sisteme nakit akıtmak için muslukları açtılar.
Bu politikaların sonucu, Piketty ve onun kendini savunurken belirttiği gibi birçok başka kaynak tarafından açık bir şekilde gösterilmektedir. Britanya’da yayımlanan Sunday Times gazetesi, kısa süre önce, yılın zenginleri listesini yayınladı.  Liste, Britanya’daki en zengin 1.000 kişinin, geçen yıldan bu yana yüzde 15,4 artan, 2008’den bu yana ise iki katına çıkan, toplam 519 milyar sterlinlik bir servete sahip olduğunu gözler önüne seriyor. Bu 1000 kişinin serveti, şimdi, tüm ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının üçte birine denk.
Dünyadaki en zengin 85 kişi, şu anda, nüfusun aşağıdaki yüzde 50’lik kesiminin sahip olduğu kadar serveti kontrol etmektedir. Yine, Forbes’a göre, dünyanın 1.645 milyarderi, 2013 yılında 1 trilyon dolarlık artışla, 6,4 trilyon dolarlık toplam net servete sahipti. ABD’deki en zengin 400 kişi, 2013’te, zenginliklerini bir önceki yıla oranla yüzde 17 artırarak 2 trilyon dolara yükseltmiştir.  
Gelir eşitsizliğine gelince, FT, Piketty ile çalışma arkadaşları tarafından toplanan ve dünyadaki gelirlerin giderek artan kesiminin, özellikle ABD ile Avrupa’da, en üst yüzde ya da binde bire gidiyor olduğunu gösteren kapsamlı verilerden bahsetmiyor bile. ABD’de, 2012 yılında, en üstteki yüzde birlik kesim, toplam gelirin yüzde 22,46’sını elinde tutuyordu ki bu, bir önceki yıla göre yüzde 19,65 artış demekti. 
FT’nin Piketty’e saldırısı, toplumsal eşitsizliğin önemini inkar ederek, sınıf çelişkilerinin büyümesinin üstesinden gelme girişimidir. Oysa gerçekler, aynı patlayıcı toplumsal ve siyasal sonuçları gibi, varlıklarını sürdürüyorlar.