Klinghoffer’in Ölümü’nün New York’taki öngösterimi
John Adams’ın önemli çalışması Klinghoffer’in Ölümü’nün planlanmış sekiz ön gösteriminden ilki olan açılış performansı, Pazartesi gecesi Metropolitan Operası’nda sahnelendi.
Gösteri, iptal edilmesi yönündeki çağrılara ve bazı kesimlerin operanın setlerinin “yanıp kül olabileceği” tehditlerine rağmen gerçekleşti. Birkaç yüz gösterici, Lincoln Center’daki opera binasının dışında bir protesto düzenledi ki bu, hemen hemen, bir ay önce Metropolitan Operası’nın sezonu açtığı zaman gösteri düzenleyenlerin sayısına eşitti. Onlara, sağcı görüşleri kadar opera sevgisiyle de tanınan New York eski belediye başkanı Rudolph Giuliani öncülük ediyordu.


20 Ekim’de Metropolitan Operası’nın dışında yapılan gösteri

İçeride, perde arası öncesinde bir seyircinin gösteriyi kesintiye uğratmasından sonra, huzuru bozmaktan bir tutuklama ile birlikte aralıklı ıslıklamalar vardı. Bununla birlikte, salondakilerin ezici çoğunluğu, orkestra şefi David Robertson operayı başlatmak için sahneye çıktığında tezahüratlarla ve gösterinin sonunda -bizzat besteci için de- büyük bir alkış yağmuruyla karşılık verdi. 
1991’de yazılmış olan ve 1985 yılında yolcu gemisi Achille Lauro’nun Filistin Kurtuluş Örgütü üyeleri tarafından kaçırılmasına ve engelli yolcu Leon Klinghoffer’in öldürülmesi üzerine kurulu opera, Klinghoffer’in iki kızı tarafından düzenlenen dünya ön gösteriminden başlayarak kınandı. Operaya karşı devam eden kampanyaya, Siyonist lobinin en sağcı unsurları öncülük etti. Diğer birçok çalışması arasında, Nixon Çin’de ve Atomik Doktor ile tanınan besteci Adams, opera metni yazarı Alice Goodman ile birlikte, Musevi karşıtlığı ile suçlandı ve teröristleri “insancıllaştırdığı” varsayılarak suçlandı.
Sanatın korkunç suçlar ile ilgilenemeyeceği ve ilgilenmemesi gerektiği biçiminde çeşitli iddialar söz konusu olmuştur. Shakespeare’in çoğu eserinin kanıtladığı gibi, bu tamamen yanlıştır. Theodore Dreiser’in anıtsal eseri Bir Amerikan Trajedisi, bir katili “insancıllaştırır” ve bu roman, gerçekte çağdaş bir operanın konusu haline gelmiştir. Eleştirmen Fred Plotkin’in kısa süre önce belirttiği gibi, Metropolitan’da bu sezon gösterilecek ürünler arasında, Verdi’nin, “sahnede masum bir adamın öldürüldüğü ve katilinin sevinçli bir arya söylediği” Macbeth’i ile “amansız bir Musevi karşıtı” opera yazarı (ve bestecisi) Richard Wagner’in çalışması olan Die Meistersinger bulunuyor. Machbeth’in ve Die Meistersinger’in büyüklülüğünü, neredeyse hiç kimse inkar etmez. 
John Adams Musevi karşıtı değildir ve onun operası, izlenmeyi kesinlikle hak ediyor. Onun bu yapımı ile ilgili bir değerlendirme, önümüzdeki ay Dünya Sosyalist Web Sitesi’nde yayımlanacak ama kayıtlar bu operanın ciddi ve saygılı bir çalışma olduğunu en küçük bir Musevi karşıtlığı barındırmadığını gösteriyor. Onun hem tiyatro hem de konuyu işlemesiyle ilgili zayıflıkları var ama Adams ve birlikte çalıştığı kişiler, engelli bir Musevi yolcunun hayatına mal olan kanlı terörist saldırının tarihsel ya da toplumsal bir boşluk içinde gerçekleşmediğini cesaretle ayırt ettikleri için kutlanmalıdır.
Suçları anlamak, onları desteklemek ya da haklı çıkarmak değildir. Benzeri bir sav, tarihsel açıklamaya karşıt şekilde, 11 Eylül 2001 terör saldırıları sonrasında Irak’ta, Afganistan’da, Guantanamo’da ve başka yerlerde sayısız savaş suçunun işlendiği “terörle mücadele”yi başlatmaya yönelik şovenist yalan kampanyasında kullanılmıştı. 
O dönemde de önemli bir rol oynayan kişi, Giuliani’den başkası değildi. O, ABD emperyalizminin sorumluluğunu ve iğrenç devlet terörü sicilini örtbas etmek için, tam da terörizmi açıklamaya çalışma düşüncesini suçlamıştı. Bu eski belediye başkanının, aynı zamanda, sanata sansürü teşvik etme ve demagojik siyasi amaçlar uğruna gerici duyguları tahrik etme geçmişi de var. O, 1999 yılında, bir çağdaş sanat sergisine dini gerekçelerle karşı çıktığı için, Brooklyn Müzesi’ne yapılan kamu finansmanını durdurmaya çalışmıştı.
Pazartesi akşamı operaya karşı gösteride, Giuliani oyunun iptal edilmesi için bir çağrıda bulunmadığını ve bunun sadece barışçıl bir protesto olduğunu iddia etti. Bununla birlikte, son haftalarda, bu yapımda Klinghoffer rolünü seslendiren bariton Alan Opie, e-posta yoluyla, “sonsuza kadar bir faşist olarak tanınacağını” söyleyen tehditler aldı.
Opera ile bağlantılı birçok program, tehditler arasında iptal edildi ve Guiliani’nin konuştuğu protestoda sunucu olan Jeffrey Wiesenfeld, geçen ay “sonlandırmadan önce, Peter Gelb [Metropolitan Operası Genel Müdürü], buradaki herkes ve çok daha fazlası, buraya geri geleceğiz... set yanıp kül oluncaya kadar!” demişti. O zamanlar New York Şehir Üniversitesi’nin bir yöneticisi olan aynı Wiesenfeld, birkaç yıl önce, oyun yazarı Tony Kushner’ın onur derecesi ile ödüllendirilmesini engellemeye çalışmıştı. Wiesenfeld’in Kushner’ı “İsrail karşıtı” olduğu suçladığı o zamanki sav aynıydı. 
Şimdiki tartışma, üzerinden 20 yıldan fazla zaman geçen ilk gösteriminden beri Klinghoffer’a yönelik saldırılar serisinin yalnızca en sonuncusudur. Oyun, başından beri Siyonizm yanlısı eleştirmenlerin saldırılarına hedef oldu. İngiltere’deki Glyndebourne Festivali’ndeki ve Los Angeles’taki planlanmış gösterimler iptal edildi. Her ikisi de New York Times’ta yazan, ünlü müzikolog Richard Taruskin ile besteci ve eleştirmen Edward Rothstein, operayı politik nedenlerle açıkça suçlayanlar arasındaydı. Rothstein, halen Times’ın serbest sanat eleştirmeni. Taruskin, başka şeylerin yanında, Stalinist rejimin sadık savunucusu olduğunu iddia ettiği Dmitri Shostakovich’in çalışmalarını önemsememesiyle tanınıyor.
Klinghoffer’in bazı sahnelemeleri, yakın zamanda, biri St.Louis’de, biri Londra’da ve şimdi de New York’ta olmak üzere, büyük bir sorun yaşanmadan devam etmişti. New York’taki kargaşa bazı müzik çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı. 
Bu operanın Metropolitan’daki ön gösteriminin uzun süre ertelenmesi, New York’un siyasi ve kültürel önemini dikkate alan kızgın Siyonist çevrelerin öfkesiyle bağlantılıydı. Bununla birlikte, bir takım başka tarihsel ve güncel siyasi etmenler de söz konusu.
Bu, en bağnaz Siyonistler arasında, çaresizliğin bir belirtisidir. İşgal altındaki Batı Şeria’da yerleşimler yayılmaya devam ederken ve İsrail ordusu Gazze Şeridi’nde yıkıma ve toplu katliama sebep olurken, bu unsurlar, özellikle ABD’de, siyasi kaymalar ve tehlikeler hissediyor.
Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, ittifak halinde, Siyonist lobinin destekçisidir. Bu iki partili destek, Pazartesi günkü protestoda da kendini gösterdi. Belediye Başkanı Bill de Blasio, her ne kadar önceli Cumhuriyetçi belediye başkanını eleştirmiş ve Metropolitan’ın operayı sergileme hakkını savunmuş olsa da, önceki vali David Paterson ile kongre üyesi Carolyn Maloney’in de dahil olduğu diğer Demokratlar, gösteride Giuliani’ye katıldılar. Ateşli bir “liberal” olarak tanınan Manhattan’ın Yukarı Batı Yakası’ndan kongre üyesi Jerrold Nadler, kuşkusuz Siyonist eleştirilere maruz kalmamak için, bir Musevi merkezinin yakınında kendi programını düzenledi. 
Büyük şirket politikacıları sıkışık düzende yürümeye devam ederken, Musevi nüfusunun giderek artan bölümü, özellikle Musevi kökenli gençler, Siyonist rejimin propagandalarına daha fazla düşman oluyor. Siyonizm’in büyüyen krizi, Pazartesi günkü protestodaki görece az sayıda katılıma yansıdı. Klinghoffer’in Ölümü, son on yıl içerisinde New York’ta sergilenememişti.
Amerikan kapitalizminin ve Siyonizm’in büyüyen krizi, aynı zamanda, demokratik haklara yönelik diğer saldırıların yanı sıra, kara listeye alma ve sansürleme taleplerinde de ifadesini buluyor. Siyonistlere kalırsa, İsrail devletinin kurucu efsanesi, bedeli ne olursa olsun korunması; bu devletin, etnik temizlik ve Filistin halkını mülksüzleştirme üzerine kurulmuş olduğu tarihi gerçeğinin üzeri örtülmesi gerekiyor. Adams, seyircilerinin gözlerini, Filistinlilerin çilesine; hatta Yahudilerin ve Filistinlilerin ortak acılarının paylaşılması gerektiği düşüncesine açıyor. Siyonistlere göre bu affedilmez bir suçtur. Bu yüzden, bu tarih, opera sahnesinde ya da hiçbir sahnede gösterilemez. 
Hem Filistinlilerin hem de Musevilerin Ortadoğu’da süren trajedisi (Adams’ın operası kısmen buna gönderme yapıyor), yalnızca Filistin halkının acı çekmesine değil ama aynı zamanda Nazilerin gerçekleştirdiği Musevi Soykırımından kurtulanların Arap komşuları ile ne şekilde yarıştığına uzanır. Bunun sonu, Lev Troçki’nin son derece doğru bir şekilde öngördüğü üzere, “Yahudi halkı için bir kapan” haline gelecek şeye varmıştır. 
Klinghoffer’in Ölümü’ne yönelik saldırılar, sanatsal özgürlük ve hayatın kendisini yansıtan kültürel yaşam uğruna mücadele gibi temel konuları ortaya koymaktadır.  Bu mücadele başlamış durumda. Gerçek şu ki, Klinghoffer’ın oyunlarının şimdi sergileniyor olması, kültürel özgürlük adına katıksız bir zafer olmaktan çok uzaktır. 
Unutulmaması gerekiyor ki, şimdi bu operanın gösterimini savunan Metropolitan Operası Genel Müdürü Gelb, dört ay önce, Klinghoffer’in Ölümü’nün on binlerce kişiye ulaşabileceği dünya çapındaki sinemalarda aynı anda yayınlanmasına ilişkin bir anlaşmanın iptal edilmesi konusunda anlaşmıştı. Gelb'in bu hareketi, İftira ve İnkar ile Mücadele Birliği’nin aracılık yaptığı korkakça bir tavizdi. O anlaşma, kuşkusuz, Metropolitan’a bağış yapan bazı milyonerlerden gelen baskıyı yansıtıyordu. Bunlar, Gelb’e, operanın müzisyenlerinden, koro üyelerinden ve sahne görevlilerinden sözleşme tavizleri almak zorunda olduğunu söyleyen bağışçılardı.
Plutokratlar müzeleri, operayı ve diğer kültürel alanları kontrol ettikçe, John Adams’ınkine benzer operalar, ne kadar sınırlı olursa olsunlar, yaşam mücadelesi vermek zorunda olacak ve istisna olarak kalacaklar. Sansüre karşı mücadele, sosyalist bir programa dayalı, kültürel hayatın en geniş ve özgür şekilde gelişmesine adanmış kitlesel bir işçi sınıfı hareketinin inşasına bağlı, siyasi bir mücadeledir.