“Korkuya karşı özgür tiyatro için”
Şehir Tiyatroların yönetmeliğinin değişmesinin ardından sanat yönetmenlerinin istifası ile başlayan ve oyuncuların Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde 13 Nisan günü yaptıkları basın açıklaması ve Taksim yürüyüşü ile devam eden eylemlerin ardından Şehir Tiyatroları oyuncuları bir kez daha “korkuya karşı özgür tiyatro” demek için 9 Mayıs'ta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin önünde toplandılar. Eylem saat 18.30'da tiyatro ve sinema oyuncusu, yıllarını bu işe vermiş usta bir isim Mücap Ofluoğlu’nun duygusal konuşmasıyla başladı. Konuşmasında “Muhsin Ertuğrul ve nicesini tanıdığını, hayatlarını yazdığını ve bunun için çok mutlu olduğunu” belirtirken “bu mutluluğa sahip çıkılması gerektiğini” söyledi. “Tiyatroya büyük emek verildiğini ve bırakılmaması gerektiğini, buraya gözyaşı dökmeye değil, alkışlamaya geldiğini” söyleyen sanatçının sözleri karşısında bazı sanatçılar gözyaşlarını tutamadılar.
Ardından oyuncu ve yönetmen Engin Alkan yaptığı konuşmasında “çalışma koşullarının iyileştirilmesi gerekirken tamamıyla tiyatro dışına itildiklerini” belirtti. Aynı zamanda “herkesin tek bir modele sokulmaya çalışıldığını, tek tipleştirildiğini, tiyatrocuları susturmak istediklerini ama susmayacaklarını” ekledi.
Tiyatrocular önümüzdeki günlerde “Hiç Bitmeyecek Tiyatro” adıyla her yerde tiyatro yaparak mücadeleyi genişletmeye çalışacaklar. Alanda bir de İstanbul Şehir Tiyatrosu Sanatçıları derneğinin hazırladığı bir defter dolaştırıldı. Defterde sanat dilinin sevginin, umudun barışın, hoşgörünün, çoğulculuğun dili olduğu, sanatçı ve sanatseverlerin bu dili konuşmaktan vazgeçmeyeceği vurgulanırken, Şehir Tiyatroları, Devlet Tiyatroları ve tüm ödenekli tiyatroların daha verimli ve özerk bir biçimde yeniden düzenlenmesi için bugüne dek yapılmış hazırlıklar ve çalışmalar ışığında geliştirilebilecek katkının gözardı edilmemesi gerektiği belirtildi. Defterde toplanan imzalar Ankara’da Başbakan Erdoğan’a iletilecek.
İstanbul Tiyatro Festivali’nin açılış gününde eylemlerini gerçekleştiren sanatçılar, açılıştan sonra seyircilerle bütünleşmek ve daha da dikkat çekmek için gecenin ilerleyen saatlerine kadar beklediler. Eylemin sonunda fenerleriyle, sloganlarıyla eylemi sonlandırdılar. [1]
Basın açıklamasına Beşiktaş Çarşı grubu, İstanbul Aydın Üniversitesi Drama ve Tiyatro oyuncuları, konservatuar oyuncuları, seyirciler ve Toplumsal Eşitlik okurları olarak bizler de destek verdik.
Susmayacağız dediler ama…
Oyuncular susmayacağız dediler ama daha çok replik ve daha çok oyun için bu sefer tepkilerini susarak gösterdiler. Eyleme seyirci desteğini de arkalarına alarak gerçekleştirmek isteseler de eyleme oldukça az sayıda seyirci katıldı. Bunun bir nedeni eylemin günü ve saati, diğer nedeni ise oyuncuların seyircilerden oldukça kopuk olmalarıydı hiç kuşkusuz.
Fakat bu eleştiriyi sanatçıların kendilerinin de yaptığını söylemek zor maalesef. Bugüne kadar özelleştirilen tek kurum Devlet Tiyatroları değil. Şimdiye kadar onlarca kurum özelleştirilip, binlerce kişi işsiz kaldığında uzaktan seyreden oyuncular bu kez kendileri aynı akıbeti yaşıyorlar. Bu konuda yalnız oldukları da söylenemez.
AKP hükümeti’nin uzun zamandır yürütmekte olduğu bölme ve özelleştirme uygulamaları binlerce işçiyi mağdur etti. Bu işçiler de örgütsüzlükleri nedeniyle sırayla diğer kurumlardaki özelleştirmelere seyirci kalmış ve farkında olmadan sıranın kendilerine gelmesini beklemişlerdi. Sıra onlara geldiğinde ise yine yalnız kaldılar ve kaderlerine “boyun eğdiler”.
Sonuç olarak yapılan eylem ve gösteriler sanata gerçekten sahip çıkacak olan seyirciyle (işçi sınıfı ve gençlik ile) birlikte yürütülemedikçe ve bugün tiyatroların özelleştirilmesine neden olan kâr üzerine kurulu kapitalist sistemi hedef almadıkça sanatın da gerçek anlamda özgür olması mümkün olmayacak. Bu yüzden bizlerin, bugünkü tiyatroları korumakla sınırlı olmayan, çok daha geniş bir perspektifle mücadeleyi genişletmek için elimizden geleni yapması gerekiyor.