Ölüm Pornosu ve Yumuşak Makine yargılanmaya devam ediyor
Türkiye hukuku ve ilgili kurumları, çocukları ve gençleri 'fiziksel, ruhsal ve ahlaki gelişimine zarar veren içerikten koruma'iddiasıyla, edebi eserleri yargı önüne çıkarmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yılın Mayıs ayında 1117 numaralı Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanununa dayanarak, hakkında soruşturma açılan iki kitabın davası bugün, yeniden Çağlayan Adliyesi 2. Asliye Ceza Mahkemesi duruşma salonunda peş peşe görüldü.
William Seward Burroughs’un Yumuşak Makine adlı kitabı için sanık sıfatıyla kitabın çevirmeni Süha Sertabiboğlu ve yayıncısı İrfan Sancı bulunurken; Chuck Palahniuk’un eseri Ölüm Pornosu için kitabın yayıncısı Hasan Basri Çıplak yargılandı.
Her iki kitabın da, çocuklara yönelik eserler olmadığı halde, muzır neşriyat tarafından incelenmesi ve 'çocuklara müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya dinleten (…)’ kişi ve kurumların cezalandırılmasına' ilişkin süreçten dolayı yargılanması komedyasına, dava sürecinde bilirkişi bulunamaması skandalı eklendi. Dördüncü Yumuşak Makine davasında, Sanık Sertabiboğlu ve Sancı'nın, sözkonusu dava edilen eserin, karşılaştırmalı edebiyat alanındaki bilirkişilerin incelemesi ve kararın ona göre verilmesi talebi, mahkemenin eseri inceleyecek bilirkişi bulamamasından dolayı yerine getirilmedi.
Sanık çevirmen ve yayıncıların, tüm dünyada serbestçe yayınlanan ve okunan söz konusu eserlere açılan dava üzerine yaptıkları savunma, 'eserin çevirisinin tam olarak yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiği' kararıyla yargı sürecinin devamıyla neticelendi.
Kısacası; ‘Mezkûr kitabın bu haliyle edebi eser niteliği taşımadığı, okuyucu haznesine ilave katkısının olmayacağı, kriminolojik açıdan da kitapta, insanın bayağı, adi, zayıf yönlerinin işlenmesinin okuyucu üzerinde suça izin verici tavırları geliştirmektedir.’ifadesiyle hakkında soruşturma açılan ve dört duruşmadır yargılanan bu iki eserin geldiği nokta, çevirisinin 'doğru düzgün' yapılıp yapılmadığı sorunu olarak gösterilmekte. Üstelik eserler bilirkişiye gönderilmeyerek ve çeviriyi inceleyecek meslek örgütlerine danışılmayarak yargı süreci açıkça uzatılmakta.
Yumuşak Makine ve Ölüm Pornosu adlı eserlerin yargılama süreci ve bu eserlerin nezdinde, çevirmen ve yayıncıların yargılanması durumu, eserleri inceleyecek bilirkişi bulunmaması halinde uzayacağa benziyor. Soruşturmayı başlatan Koruma Kurulunun bilirkişilerinin benzerlerinin, sürece dahil edilmesi durumunda bu eserlere ceza verilmesi ve yayıncı ile çevirmenlerinin de cezalandırılması ise ne yazık ki ütopik bir fikir değil.
Bir önceki yazımızda sormuştuk “Koruma Kurulu ölü çocukları mı koruyacak?”diye. Aradan aylar geçti ama biz aynı soruyu soruyoruz. Çünkü 'çocukları koruma' örtüsünü kaldırdığımızda karşılaştığımız çırılçıplak gerçek, devletin bekasını sağlayacak heteroseksist aile modelinin ve patriarka kurumunun varlığını korumak! Bu iki kurum ise çocuk, kadın, erkek demeden topyekûn insanlığın varlığının karşısında duran, sınıflı toplum yapısının temel yapı taşları niteliğinde.
Bunu daha iyi anlayabilmek için her zaman (ne yazık ki her hatırlatmamızda) daha çarpıcı örneklerimiz oluyor elimizde. Yine de “çocukları koruma” noktasında devletin tutumunu bir daha anımsatalım biz: Henüz üzerinden bir ay geçmemiş olan Uludere Katliamında, üzerlerine F16 bombaları yağdırılan yoksul Kürt çocukları korunmadı! Bolu'da 11 yaşında 8 aylık hamile çocuk korunmadı ve kanaması olduğu halde imam nikâhıyla evlendirildiği kocası, onun hastaneye yatmasına izin vermediğinden tedavi de olamadı. 13 yaşında 26 kişinin tecavüzüne uğrayan çocuk da korunmamıştı, üstelik çocuk tecavüze uğrarken 'her şeyin bilincinde olduğunu' söylemişti mahkeme heyeti.
Yazımızı bitirirken, 6,45 Yayınları, ÇevBir ve basının izlediği duruşmaların bugün olduğu gibi peş peşe görülmek üzere 13 Mart 2012 tarihine ertelendiği bilgisini verelim. Ve açıkça bir daha ifade edelim:  burjuva ahlakının dayatıldığı hukuk, açıkça kendi varlığını koruma çabasında, bizlerin çocuklarını değil!