Zenne’ye sansür, yaşamlarımıza sansür
2011 Altın Portakal Film Festivali’nden 5 ödülle dönen Zenne Filmi, 2. Malatya Uluslararası Film Festivalinin de açılış filmiydi. Ancak, Zenne, bürokratik engellerin üstünü kapadığı bir sansür yüzünden festivalde yer almadı.
Eser işletme belgesi Malatya’da işbaşında
15 Temmuz 2008 tarihinde, -ailesine eşcinsel olduğunu açıkladıktan çok kısa bir zaman sonra- öldürülen Ahmet Yıldız’ın anısına çekilen Zenne isimli filmin yönetmenleri Caner Alper ve Mehmet Binay, Malatya film festivalindeki ‘bürokratik’ engele ilişkin bir basın açıklaması yayınladılar.[1] Yönetmenler, basın açıklamasında, Zenne’nin 10 Ekim günü festivalin ön elemesinden geçtiğini ve bu sırada istenen tüm belgeleri teslim ettiklerini anlattılar. Ancak kurban bayramından bir gün önce, festival komitesinin kendilerini arayarak, daha önceden talep etmedikleri eser işletme belgesini istediklerini ve bu belge olmadan filmin festivalde yer alamayacağını söylediklerini eklediler.
Belirli bir süreç sonunda Kültür Bakanlığından alınabilecek olan eser işletme belgesinin, sanat eserlerine sansür aracı olarak kullanıldığına defalarca tanık olduk. Bu belgenin alınamamasından dolayı benzer bir sıkıntıyı paylaşan Berivan adlı filmle ilgili sitemizde daha önce bir yazı paylaşmıştık.[2] Bu kez durum biraz daha farklı çünkü bu belge, bu defa ticari bir amaç için değil bir festivalde gösterilmek üzere isteniyor. Oysa festivallerde gösterilecek filmler için bu belgenin bulundurulması zorunluluğu yok.
Ayrıca basın açıklaması metninde Zenne’nin yönetmenlerinin dikkat çektikleri diğer bir nokta, tüm bu ayrıntıların festival komitesince bilinmesine rağmen ve festivale yalnızca 2 hafta kala bu belgeyi talep etmeleri.
Zenne’nin Malatya sürecini tanımlayacaksak bunun oldukça açık bir sansür olduğunu söylemek gerekir. Ne yazık ki, film festivalde yer almadı. Ancak Zenne, Türkiye’nin ilk LGBT film festivali olan KuirFest’in açılış filmi olarak Ankara’da gösterildi.  Malatya Film Festivali komitesinin sansürüne en iyi cevap, Ankara’da günler öncesinde tükenen Zenne biletleri oldu.
Filmin hatırlattıkları
Zenne’nin Malatya’da karşılaştığı sansürün ardından anımsatmakta fayda var. Filmin anısına çekildiği Ahmet Yıldız’ın davası hala görülüyor ve firari sanık baba Yahya Yıldız’ın–Irak’ta olduğu tespit edilmesine rağmen- hakkında kırmızı bültenle arama kararı ancak 15 Eylül 2011’de görülen davasında çıkarıldı. Şüphesiz, Yahya Yıldız çok daha öncesinden yakalanabilirdi. Çünkü ilk duruşması 8 Eylül 2009 tarihinde yapılmış ve uzunca bir süre boyunca yalnızca yurtiçinde arama yapılması kararı geçerli olmuştu. Kısacası sanık Yahya Yıldız’ın kaçabilmesi için gerekli zaman fazlasıyla, hukuk aracılığıyla, ona tanınmış oldu. Davanın seyrini, Türkiyeli ve Iraklı polislerin çabaları belirleyecek. Süreç bundan sonra Yahya Yıldız’ın Türkiye’ye getirilme süreci.
Ahmet Yıldız, Dilek İnce, Çağla Çağan, Metin Aydın, Ramazan Ç. ve diğerleri, onlar cinsel yönelimleri ya da trans kimlikleri nedeniyle öldürüldüler. Çoğunun katili, ya hiç yargılanmadı ya da ‘ağır tahrik’ bahanesiyle cezasız kaldı. Türkiye’de hergün en az üç kadının ‘namusa leke sürdüğü’ gerekçesiyle öldürülmesi, LGBT bireylerin aynı gerekçeyle katledilmesi ve onların hikayesini anlatan bir filmin belki de yine aynı gerekçeyle gösterime girmesinin engellenmesi, sansürün yalnızca beyazperdede olmadığını, doğrudan yaşama hakkımızın sansür altında olduğunu bir kez daha bize hatırlatıyor.

Dipnotlar

[1] http://www.zennethemovie.com/sayfa.php?id=12