Irak güçleri Kürtlerin elindeki toprakların bir kısmını daha ele geçirdi

Başbakan Haydar el-İbadi’nin ABD destekli Irak hükümeti, ABD ve Almanya tarafından eğitilip silahlandırılmış Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne (KBY) bağlı peşmergelerin elindeki toprakları geri almaya yönelik askeri operasyonlarını genişletiyor. Washington, Berlin ve diğer güçler, direnmekten vazgeçip boyun eğmesi için KBY’ye yoğun bir diplomatik baskı uyguluyorlar.

Irak hükümetine bağlı ordu, polis ve milis birlikleri, Pazartesi sabahı erken saatlerden itibaren, Kürt güçlerini, Kerkük kenti, havaalanı, çevre kasabaları ve en önemlisi, Kuzey Irak’ın en büyük petrol sahalarının bazıları dahil olmak üzere, Kerkük vilayetinin büyük kısmından çıkardılar.

Kürt Genel Komutanlığı, Bağdat’ın eylemlerinin “Kürdistan Bölgesi halkına karşı açık bir savaş ilanı” olduğunu belirten bir açıklama yayınladı. Ancak haberler, istisnai olaylar dışında, peşmergelerin genel olarak direniş göstermeden geri çekildiğini belirtiyor.

Dün, gün boyunca, Ninova vilayetindeki Irak güçleri, vilayet başkenti Musul’dan kontrolleri altında olmayan bölgelere hareket ettiler. Hükümet destekli bir Ezidi milis gücü, Irak-Suriye sınırındaki stratejik Sincar (Şengal) kasabasını işgal etti.

Haberler, hükümet birlikleri ilerlerken, peşmergenin, resmi olarak KBY’yi oluşturan üç vilayetin İran ile güney sınırında bulunan Diyala vilayetindeki Hanekin ilçesinden çekildiğini belirtiyor.

KBY, uzun süredir, şimdi yeniden Bağdat’ın denetimine geçen bölgelerin kendi topraklarına katılması gerektiğini iddia ediyordu. KBY’nin başkanı milliyetçi önder Mesut Barzani, IŞİD’in Haziran 2014’teki saldırısının ve hükümet güçlerinin Musul’dan ve Kuzey Irak’ın büyük kısmından çekilmesinin ardından, perşmergeye tartışmalı bölgeleri işgal etme emri verme fırsatını kaçırmamıştı.

KBY, peşmergenin Kerkük’ü almasını, Kürt milliyetçi hareketi için bir kilometre taşı olarak selamlamıştı. Kent, önemli petrol rezervlerinin üstünde bulunuyor ve ayrı bir Kürt devletinin ekonomik yaşayabilirliği için yaşamsal önemde görülüyor. Saddam Hüseyin’in Baas rejimi, bölgedeki Kürt halkının büyük kısmını, bir etnik gerilim ve düşmanlık mirası bırakacak şekilde sürmüştü.

Kerkük’ün ve diğer tartışmalı toprakların yanı sıra, KBY’nin statüsü, Kürt milliyetçilerinin özellikle rüşvetçi bir rol oynadığı 2003’teki ABD işgali sonrası rejim ve onun kukla hükümeti altında hiçbir zaman çözülmemişti. Washington, Kürt milliyetçilerinin desteğine karşılık olarak, Bağdat’taki Arap tabanlı partilere 2007’de Kürt bağımsızlığı üzerine bir referandum düzenlenmesini kabul etmeleri yönünde baskı yapmış; ancak bu defalarca ertelenmiş ve sonuç olarak hiçbir zaman yapılmamıştı.

Irak’taki ABD destekli hizipler, IŞİD ayaklanmasından beri ülkenin kuzeyini geri almaya çalışmakla ilgileniyordu. Ancak IŞİD’in artık büyük ölçüde imha edilmesiyle birlikte, tartışmalı toprakların, özellikle de Kerkük’ün petrol sahalarının kontrolü, Bağdat’taki ve KBY’deki rakip hizipler arasında sert bir anlaşmazlığın odak noktası olarak ortaya çıkmış durumda.

Hükümet güçlerinin konuşlandırılmasına yol açan, KBY’de ve onun denetimindeki tartışmalı topraklarda 25 Eylül’de yapılan bağımsızlık referandumu oldu.

Bağdat hükümeti referandumu yasadışı ilan etti. Onlarca yıldır kendi büyük Kürt nüfusu içindeki ayrılıkçı hareketleri şiddetle bastıran Türkiye, oylamaya öfkeyle karşı çıktı. Irak hükümetine hakim olan Şii tabanlı partiler üzerinde büyük bir etkisi bulunan İran da referandumu suçladı.

Trump yönetimi Bağdat’ı destekledi ve referanduma karşı çıktı. Ortadoğu’da siyasi bir köprübaşı kurmak için KBY’yi mali ve askeri olarak destekleyen Almanya ise, oylamayı kışkırtıcı ve istikrarsızlaştırıcı olarak kınadı.

Referandum, Irak’ın Kürt bölgesindeki büyük burjuva milliyetçi partiler (Barzani’nin önderlik ettiği Kürdistan Demokratik Partisi, KDP ile önceden, yakın zamanda ölen Celal Talabani’nin başkanlık ettiği Kürdistan Yurtseverler Birliği, KYB) arasındaki eskiye dayanan gerilimleri de su yüzüne çıkardı. İki hizip, 1990’larda, Saddam Hüseyin yönetimi ile işbirliği içinde olan KDP’nin İran destekli KYB’ye karşı savaştığı kanlı bir iç savaşa girişmişlerdi.

Emperyalist devletlerin ve bölgesel güçlerin muhalefeti, KYB’yi açıkça referandumun ertelenmesi çağrısı yapmaya itti. Barzani ise bunu reddetti. Haberlere göre, oylama, bağımsızlık lehine yüzde 93’lük bir çoğunlukla sonuçlandı.

Trump yönetimi, Irak hükümetinin Kürt milliyetçilerine karşı askeri operasyonlarına yeşil ışık yaktı. 30 Eylül’de, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, referandumun ve sonucunun “meşruiyetten yoksun” olduğunu ve ABD’nin birleşik bir Irak’ı desteklediğini ilan etti. İki hafta sonra, tank ve asker kolları Kerkük’e doğru harekete geçti.

Barzani ve KDP, KYB’ye bağlı peşmergeleri, bulundukları yerlerden çekilerek ve en önemli tesisleri işgal etmelerine izin vererek, Irak güçlerine yardım etmekle suçladı. Barzani, dün, Kerkük’ün yalnızca, “belirli partilerdeki belirli kişiler” yüzünden kaybedildiğini ileri sürdü. KDP’li bir ordu komutanı, KYB’yi “ihanet” ile suçladı. KYB ise suçlamaları reddetti ve yalnızca kendi savaşçılarının kayıp verdiğinde ısrar etti.

KYB’nin KBY’deki kalesi olan Süleymaniye’deki bir hastanenin yetkilileri, Associated Press’e, kendilerine Kerkük’te öldürülen 25 peşmergenin cesedinin geldiğini ve 44 yaralıyı tedavi ettiklerini söyledi.

ABD Ordusu sözcüsü Albay Ryan Dillon, Washington’daki gazetecilere, kayıpların, Pazartesi sabahı yaşanan bir “yanlış anlama”nın sonucu olduğunu ve “iki grup arasında savaş ya da silahlı çatışma yönünde başka haber olmadığı”nı söyledi. O, hükümet güçlerinin kente girişinin “eşgüdümlü bir hareket olmasının” ve “Kerkük’ü çevreleyen alanların barışçıl şekilde el değiştirmesinin beklendiğini” iddia etti.

Irak hükümeti ve ABD ordusu tarafından yalanlanan doğrulanmamış haberler, Şii milislerin ve İranlı danışmanların ordu ve polis birliklerine eşlik ettiğini belirtiyor. Kerkük’te, Kürt bayrakları parçalanmış ve Barzani resimlerine zarar verilmiş. KDP bağlantılı Rudaw haber ajansı, yağmalar yaşandığını, evlerin yakıldığını ve peşmerge savaşçılarının esir alınıp başlarının kesildiğini ileri sürdü.

Şiddet görmekten korkan binlerce Kürt sivil kenti terk etti. Haberler, birçoğunun şimdiden evlerine dönmeye başladığını belirtiyor.

Bununla birlikte, son derece gerilim yüklü ve karmakarışık koşullarda, Irak ve Kürt güçleri ya da rakip Kürt hizipleri arasında büyük çatışmalar patlak verebilir.

Dün, İbadi, Bağdat’ta, Kerkük’ün ve tartışmalı toprakların geri alınmasının, Kürt ayrılığı üzerine referandumu “noktaladığını ve onu geçmişe ait bir şey haline getirdiğini” söyleyerek böbürlendi. Barzani ise buna, oylamanın “boşuna olmadığı”nı ve “Kürdistan’ın bağımsızlığı”nı gerçekleştirmeye çalışmaya devam edeceğini ilan ederek karşılık verdi.

18 Ekim 2017

İngilizce özgün metin