Erdoğan referandumda zafer ilan ederken oylama tartışması patlak verdi

Dün gece yayınlanan sonuçlara göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın anayasa referandumu oyların yüzde 51,4’ünü aldı. Oyların yüzde 99’unun sayılmasıyla birlikte, muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) önderlik ettiği “Hayır” kampanyası yüzde 48,6’da kaldı. Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) önderlik eden Erdoğan, desteklediği geniş kapsamlı anayasal değişikliklerin zaferini ilan etti.

Ne var ki referandum, hızla seçim hilesine ilişkin kuşkuları gündeme getiren geniş çaplı oylama usulsüzlükleriyle damgalandı. Yüksek Seçim Kurulu (YSK), “Bazı sandık kurullarının seçmenlere oy pusulalarını ve zarflarını sandık kurulu mührüyle mühürlemeden verdiklerine ilişkin yoğun şikayetler üzerine… sandık kurulu mührü taşımayan oy pusulaları ile zarfların dışarıdan getirilerek kullanıldığı kanıtlanmadıkça geçerli sayılmasına” karar verdi.

CHP, oyların yüzde 6 kadarının (2,5 milyon civarı oy) ya da oy sandıklarının yüzde 37’sinin yeniden sayılmasını talep edeceğini duyurdu. HDP ise, referandumun sonucunun, oylama usulsüzlükleri üzerine YSK’ye yaptığı başvuru sonuçlanana kadar belirsiz kalacağını söyledi.

YSK’nin kararı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun referandumun meşruiyetinin tartışmalı olduğunu ilan etmesine yol açtı. Kılıçdaroğlu dün akşam gazetecilere yaptığı kısa açıklamada, anayasaların toplumsal uzlaşmanın ürünü olması gerektiğini belirtti ve uzlaşma temelinde bir anayasanın yapılmasına hazır olduğunu söyledi.

Referandum AKP ve faşist Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) tarafından desteklenmiş olduğu halde, ilk sonuçlar, “Evet” oyunun, AKP ile MHP’nin 1 Kasım 2015’teki genel seçimlerde aldığı toplam oydan yüzde 10 (kimi kentlerde yaklaşık yüzde 20) oranında daha az olduğunu gösteriyor. HDP de, yüz binlerce insanın TSK ile PKK arasındaki çatışmalar sırasında evini terk etmeye zorlandığı Kürt çoğunluklu bazı kalelerinde oy kaybetti.

Büyük kentlerde (İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Diyarbakır) “hayır” oyu kazanırken, Bursa, Kocaeli ve Manisa gibi büyük sanayi kentlerinde de halkın geniş bir kesimi “hayır” oyu verdi.

Resmi sonucun “evet” olacağı belli olunca, Başbakan Binali Yıldırım, Ankara’da toplanan AKP destekçilerine, referandumun Türkiye tarihinde yeni sayfa açtığını söyledi. Ardından Erdoğan, kıl payı farkla elde edilen zaferini kutlamak için konuştu. O, muhaliflerini kastederek, “Sonuçları küçümseyenler var. Boşuna uğraşmayın. Atı alan Üsküdar'ı geçti.” dedi.

İstanbul’daki Huber Köşkü’nde konuşan Erdoğan, Türkiye’nin, kendisine diktatörlük yetkileri verecek olan referandumu onaylayarak, yönetim sistemindeki 200 yıllık tartışma konusunda kararını verdiğini iddia etti. O, “Bugün, bir değişim, çok ciddi bir yönetim sistemi değişikliği için önemli bir kararın verildiği gündür.” dedi.

“Evet” yanlısı MHP’nin lideri Devlet Bahçeli, MHP seçmenlerinin yaklaşık yüzde 50’sinin “hayır” oyu verdiği gerçeğini görmezden gelerek, sonucu “önemli bir başarı” olarak adlandırdı. Oy yolsuzluğu konusunu önemsemeyen Bahçeli, “Egemenliğin yegane sahibi büyük Türk milleti ülkesinin geleceği hakkında son sözü söylemiş, istiklal ve istikbaline sahip çıkmıştır.” açıklaması yaptı.

Anayasa değişikliği, Türkiye’deki parlamenter sistemin yerine, yasamanın ve yargının tüm kontrolünü elinde bulunduran tam yetkili bir başkanlık sistemini geçiren gerici bir adımdır. Bu değişiklik, cumhurbaşkanına, kararnameler yayınlama, bütçeyi hazırlama, yargı üyelerini atama, meclisi feshetme ve iktidar partisinin milletvekili adaylarını belirleme imkanı veriyor. Meclis, uysal bir onaylayıcı haline gelecek.

“Evet” sonucunun onaylanması halinde, referandum, Türkiye’nin NATO ve Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerini yeniden şekillendirecek. Erdoğan, daha önce, AB ile sığınmacı anlaşmasını referandumun ardından yeniden değerlendirme sözü vermişti.

AB yanlısı TÜSİAD, oylama üzerine geniş çaplı usulsüzlük tartışmaları devam ettiği halde, seçmenlere “evet” sonucunu destekleme çağrısı yaptı. Seçmenlere “daha güçlü Türkiye için toplumsal dayanışma içerisinde olma ve vakit kaybetmeden geleceğe bakma” çağrısı yapan TÜSİAD, “Şimdi Türkiye için toplumsal özgürlük, çoğulculuk ve dayanışma içinde ilerleme zamanıdır… devletimizin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ve hükümetimizin odaklanmasını önerdiğimiz ve kararlılıkla destek olacağımız somut bir reform gündemi bulunmaktadır.” diye ekledi.

TÜSİAD, referandum cumhurbaşkanına açıkça diktatörlük yetkileri veriyor olmasına rağmen, Erdoğan’dan, “Yargı erkinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı”nı güçlendirmesini ve Washington ile Berlin tarafından desteklenmiş olan 15 Temmuz başarısız darbe girişiminin ardından uygulamaya konan olağanüstü hali kaldırmasını istedi.

TÜSİAD’ın açıklaması, ayrıca, gümrük birliği, medya, internet özgürlüğü, sığınmacı politikası, vizesiz seyahat, güvenlik işbirliği, Kıbrıs’ta siyasi çözüm ve Suriye’deki savaşa çözüm gibi konularda AB ile daha yakın ilişkiler talep ediyordu.

AKP hükümetine zaferinin ardından dikkatli bir şekilde ilerleme çağrısı yapan Avrupa Konseyi de benzeri açıklamalar yaptı. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjørn Jagland, yaptığı yazılı açıklamada, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde kutsal kabul edilen hukukun üstünlüğü ilkesiyle uyumlu olarak, yargının bağımsızlığını güvence altına almak son derece önemlidir. Türkiye’nin tam üyesi olduğu Avrupa Konseyi, onu bu süreçte desteklemeye hazırdır.” dedi.

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, AKP hükümetine “akılcı bir yolda” ilerleme çağrısı yaptı. Sosyal Demokrat Parti’den Axel Schaefer ise, referandum sonucunu Hitler’in 1933’te iktidara gelmesiyle kıyaslayarak, bir felaket olarak ele aldı.

Schaefer, “Brexit Britanya’yı dışarı itiyor, Trump’ın başkan seçilmesi ABD’yi bir maceraya sokuyor, Erdoğan’ın referandumu ise Türkiye’yi, Almanya’yı cehenneme sürüklemiş olan 1933 Almanya parlamentosu seçimleri gibi, mutlakıyete götürüyor.” dedi.

Erdoğan’ın en yakın müttefikleri referandum üzerine açıklamalarında daha destekleyiciydiler. Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev Erdoğan’ı kutladı ve “Bu referandum, kuşkusuz, kardeş ülkemizin tarihinde yeni bir şafağa işaret edecek ve uluslararası alanda istikrarlı, güçlü bir Türkiye’nin rolünü ve yerini güçlendirecektir.” dedi.

Katar Emiri Şeyh Hamad bin Halife Al Tani ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Pakistan, Macaristan, Makedonya, Suudi Arabistan, Sudan ve Kenya liderleriyle birlikte, sonuçları tebrik etmek üzere Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu telefonla aradı.

17 Nisan 2017

İngilizce özgün metin