Erdoğan’ın Beyaz Saray ziyareti ABD-Türkiye gerilimlerini örtbas ediyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Salı günü Beyaz Saray’da yaptıkları görüşmenin ardından, iki ülke arasındaki ilişkilerin yeni temellere oturtulacağı ve “terörle mücadele”de işbirliğinin kuvvetlendirilerek sağlamlaştırılacağı sözü verdiler.

Ancak birlik ifadesi, Washington’ın, Ankara’nın “terör örgütü” olarak kabul ettiği YPG’yi silahlandırması ve onunla birlikte savaşması gerçeğinden kaynaklanan gerilimleri gizleyemedi.

Erdoğan, Washington ziyareti öncesinde, Trump’ı geçtiğimiz haftaki kararını iptal etmesi için ikna etmeye çalışacağı sözü vermişti. Trump, birkaç yüz ABD özel operasyon askerinin “eğitimciler” ve “danışmanlar” olarak içine yerleştirilmiş olduğu YPG’ye hafif silah, mühimmat, makineli tüfek, zırhlı araç ve teknik donanım gönderilmesine onay vermişti.

Salı günü, Beyaz Saray görüşmesinin hemen öncesinde Ankara’da konuşan Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye’nin, Erdoğan’ın Trump’ı ikna etmeyi başaramaması durumunda, YPG’ye karşı yeni sınır ötesi saldırılara hazır olduğu uyarısında bulundu.

Yıldırım, Erdoğan’ın iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) meclis grup toplantısında, “Eğer hala burada Türkiye’nin hassasiyetleri, Türkiye’nin güvenliğini ilgilendiren konularda gerekli teminatlar verilmez ise yapacağımız şey çok açık ve nettir. Terör nereden gelirse gelsin, ister hudutlarımızın dışında, ister hudutlarımızın içerisinde, bu terörün kökünü kazımaya kararlıyız, gereğini yaparız.” diye konuştu.

Geçtiğimiz ay sonunda, Türk savaş uçakları Suriye’nin kuzeyindeki YPG mevzilerine hava saldırıları gerçekleştirmiş ve en az 20 Kürt savaşçıyı öldürmüştü. Bu saldırıyı, sınır ötesi topçu atışları izlemişti. Saldırılar Washington’ın öfkeli protestolarına ve ABD Ordusu personelinin TSK ile YPG arasında bir tampon işlevi görmek üzere Stryker muharebe araçları içinde Türkiye sınırı boyunca konuşlandırılmasına yol açmıştı.

Pentagon, Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) askeri kolu YPG’nin, Suriye’de, ABD’nin çok sayıda sivili öldüren yoğun hava saldırılarıyla sürdürülen IŞİD’e karşı harekatındaki vekil kara gücü işlevi görebilecek tek güç olduğunda ısrar etti. Silah sevkiyatı, IŞİD’in Suriye’deki başkenti ilan ettiği Rakka kentine karşı kısa süre içinde gerçekleştirilecek bir saldırı için yapılıyor.

Ankara, YPG’yi, Türkiye içinde Kürtlerin özerkliği için silahlı eylemler gerçekleştiren yasadışı Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) bir kolu olarak kabul ediyor. Hem Türkiye hem de ABD, PKK’yi “terör örgütü” olarak adlandırıyor ve Trump, Salı günkü açıklamasında, Washington’ın “IŞİD ve PKK gibi terör grupları”na karşı Türkiye’nin yanında olacağı sözü verdi.

Türkiye, ABD’nin YPG’ye akıttığı silahların PKK’nin eline geçeceği uyarısında bulunuyor. Ancak Ankara’nın asıl kaygısı, Suriyeli Kürtlerin Türkiye’nin güney sınırında özerk bir bölge oluşturması ve böylece Türkiye içindeki Kürt direnişini kuvvetlendirmesidir.

Erdoğan, Trump ile görüşmesinin ardından düzenlediği basın toplantısında, açıklamalarında ısrar etti ve “Özellikle YPG-PYD terör örgütünün hangi ülke tarafından olursa olsun muhatap olarak alınması, bu konuda küresel düzeyde varılan mutabakata kesinlikle uygun değildir” diye konuştu.

Erdoğan, ayrıca, Washington’ın, AKP hükümetinin 15 Temmuz başarısız askeri darbe girişimini tezgahlamakla suçladığı ABD yanlısı İslamcı vaiz Fethullah Gülen’i iade etmesi talebini yinelemiş olduğunu belirtti. ABD hükümeti ise yaygın şekilde bir CIA “varlığı” olduğuna inanılan Gülen’i teslim etme yönünde hiçbir belirti göstermedi.

Trump, yaptığı açıklamada, Türkiye cumhurbaşkanının adını yanlış telaffuz etti ve Türkiye’yi Kore Savaşı’ndaki bir askeri müttefik olarak övdü. O, “Savaştaki Türk cesareti efsanevidir; bu son derece doğrudur” dedi. Yalnızca ABD ile Türkiye’nin “Suriye’de şiddetin azaltılması ve barışçıl bir çözüm için koşulların yaratılması” konusunda hemfikir olduğunu tekrarlayan Trump, Kürt sorunu üzerine gerilimlerden söz etmedi. Gerçekte, hem Washington hem de Ankara, yüz binlerce insanı öldüren ve Suriye toplumunu mahveden altı yılı aşkın sürelik rejim değişikliği savaşının kışkırtılmasının başlıca sorumlularıdır.

Normalde bu tür görüşmelerin ardından, Beyaz Saray gazetecilerinden ve ziyaretçi ülkenin medyasından sorular gelirdi ama Trump, açıklamayı kısa kesti. O, önce soru alınmayacağını belirtti, ardından da gazetecilerin, onun geçtiğimiz hafta Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı görüşmede gizli bilgileri açığa vurmuş olduğu iddiasına ilişkin yüksek sesli sorularına kısa bir yanıt verdi. Trump, Lavrov ile görüşmesine ilişkin, “Çok, çok başarılı bir görüşme yaptık” dedi ve görüşmenin amacının, “terörizmle mücadelede olabildiğince fazlasını elde edebilmek” olduğunu vurguladı. O, bunun ardından, muhtemelen kendisi de soru almaya hevesli olmayan Erdoğan ile birlikte, bir yan kapıdan çıkıp gitti.

Erdoğan Mart 2016’da Washington’ı ziyaret ettiğinde, Obama, onu AKP hükümetinin insan hakları siciline yönelik bir hoşnutsuzluk ifadesi olarak, Beyaz Saray’a davet etmemişti. Trump yönetimi ise bu tür numaraların ABD emperyalizminin çıkarlarını ilerletmenin bir aracı olarak kullanımını açıkça bir kenara atıyor. Politikadaki değişiklik, ExxonMobil’in eski CEO’su, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın bu ayın başında yaptığı bir konuşmada net bir şekilde açıklanmıştı. Tillerson, Dışişleri Bakanlığı çalışanlarına, insan hakları gündemi yürütmek, “kendi ulusal güvenlik çıkarlarımızı, ekonomik çıkarlarımızı ilerletme becerimizin önünde engeller yaratıyor” demişti.

Trump, Erdoğan’ı, kendisine yönetiminin siyasi muhalefet ve medya üzerindeki baskısını yoğunlaştıracak yarı-diktatörlük yetkileri veren geçtiğimiz ayki referandumu kazandığı için tebrik etmişti. Onun haydutça egemenlik yöntemlerini ABD’de yinelemek isteyen Trump, Türkiye devlet başkanını açıkça övdü.

Ankara’nın bu jestlerin ABD politikasında köklü bir değişikliğe işaret ettiği yönündeki umutlarına rağmen, Washington’ın Ortadoğu üzerinde egemenliğini ileri sürme savaşı, bölgesel bir güç olarak Türkiye’nin çıkarlarını aşmaya devam ediyor.

Pentagon, Türkiye’nin YPG’nin silahlandırılmasına yönelik protestolarını yatıştırma girişimiyle, Türk yönetimine hem Türkiye içindeki hem de Irak’taki PKK militanlarını ele geçirmek ve öldürmek için yardım etmek amacıyla, CIA ve Ankara’daki ordu istihbaratı tarafından yönetilen bir bilgi toplama merkezi için ek kaynaklar sağlıyor.

Erdoğan, ABD’nin YPG’yi silahlandırma kararını iptal ettirme amacında kesinlikle başarısız olurken, muhtemelen, Washington’dan, YPG’ye desteğinin yalnızca taktiksel bir adım olduğu ve ABD emperyalizminin Türkiye sınırında yeni bir küçük Kürt devleti oluşturma hamlesi olmadığı yönünde güvenceler almak için bastırdı. O, ayrıca, YPG onun IŞİD ile savaşma amacına hizmet ettiğinde, PKK’ye karşı sağladığı aynı Pentagon kaynaklarının Suriyeli Kürtlere karşı da dönebileceği konusunda bir taahhüt istemiş olabilir.

17 Mayıs 2017

İngilizce özgün metin