Bekaert grevini ileriye taşımak için

İzmit’te bulunan Bekaert İzmit Çelik Kord işçileri, şirket ile Birleşik Metal-İş Sendikası (BMİS) arasında altı aya yakın süredir devam eden 2016-2018 toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine dün greve çıktı. 400 dolayında işçiyi kapsayan toplu sözleşme görüşmelerinde sendikanın yüzde 21’lik zam talebine karşın Bekaert patronlarının yüzde 11’lik teklifte ısrar etmesi uyuşmazlığa yol açarken, işçilerin geri adım atmamasıyla grev başladı.

Bekart, 2014 yılında, MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde BMİS’te örgütlü işçilerin greve çıkma kararının ardından MESS’ten ayrılarak sendika ile bireysel toplu iş sözleşmesi yapmıştı. 1 Eylül’de toplu sözleşmenin sona ermesiyle birlikte toplu sözleşme görüşmeleri başlamıştı.

Grev sabahı, “Baskılar bizi engelleyemez”, “Direne direne kazanacağız!”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz” sloganları atarak coşkulu bir şekilde grev çadırını kuran ve grev pankartını asan işçiler daha önce de fabrika içerisinde yaptıkları eylemlerle Bekaert patronlarının taleplerine kayıtsız kalmasını protesto etmişlerdi.

Sendikayı grev kararına zorlayan, esas olarak, yoğun sömürü ve reel ücret düşüşü altında çalışan işçilerin basıncıdır. Bir bütün olarak metal işçileri, hangi sendikada örgütlü olursa olsun, yıllardır, patronlarla sürdürülen yüzde 1-2’lik küsurat pazarlıkları sonucu ve her durumda kendi aleyhlerine imzalanan TİS’ler eliyle gelirlerinin ve çalışma koşullarının gerilemesi baskısı altındalar.

Grevci işçilerin mücadele ettiği Bekaert, merkezi Belçika’da olan küresel bir firma. 120 ülkede faaliyet yürüten firmanın dünya genelinde 30 bin civarında çalışanı bulunuyor. Firmanın 2015 yılı toplam satışlarının 4,4 milyar avro olduğu belirtiliyor.

Küresel bir dev karşısında Bekaert işçilerinin mücadelesinin başarıya ulaşması, ancak ulusal ve uluslararası ölçekte önceki yıllarda verilen mücadelelerden ve sendika bürokrasilerinin ihanetlerinden gerekli derslerin çıkartılmasıyla ve sendikalardan bağımsız militan bir sınıf perspektifinin benimsenmesiyle mümkündür. Bu derslerin başında ise metal işçisinin kara doymayan şirketlere ve onların koltuk değneği sendikalara karşı geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği militan grevler geliyor.

Bursa Renault fabrikasında başlayan ve çeşitli metal fabrikalarına yayılan grevler, aynı zamanda, işçilerin Türk Metal özelinde her renkten sendikaya karşı bir başkaldırısıydı. Ancak o mücadele, onu sözde “solcu” Birleşik Metal-İş’e veya “daha solda” yeni bir sendikaya (TOMİS) yönlendirmenin ötesinde bir perspektife sahip olmayan reformist solun da katkısıyla ekonomik taleplerle sınırlandırıldı ve sönümlendi. Oysa işçilerin ihtiyacı olan şey ekonomik talepler ile sınırlı bir sendikal mücadele değildi ve grev, yalnızca uluslararası bir strateji ve taban komiteleri perspektifiyle ileriye taşınabilirdi.

20.000’i aşkın metal işçisinin bu ilham verici mücadelesinin gerçekleştiği sırada BMİS’in örgütlü olduğu fabrikalarda dayanışma grevlerinin meydana gelmemesinin tek sebebi, BMİS bürokratlarının bunu engellemek için ellerinden geleni yapmış olmasıdır.

Birleşik Metal-İş’in MESS Grup TİS sürecinde Ocak 2015’te gerçekleşen grevin hükümet eliyle yasaklanması karşısındaki tavrı da, aynı şekilde, bugün başta Bekaert işçileri olmak üzere tüm işçiler için unutulmaması gereken bir deneyim oluşturmaktadır. O zaman MESS patronlarının imdadına koşan hükümet bakanlar kurulu kararıyla grevi sözde “erteleme” adı altında derhal yasaklamış; grevi sürdürme azmi gösteren işçilerse BMİS bürokratları eliyle işbaşı yapmaya zorlanmıştı.

Hükümetin bugünkü gerici OHAL uygulaması da göz önünde bulundurulduğunda, işçilerin, Bekaert grevinin de benzeri bir gayri meşru saldırıya uğraması ve sendikanın da buna göstermelik karşı çıkış ifadeleriyle derhal uyum sağlaması tehlikesine hazırlıklı olmaları büyük önem taşımaktadır.  

Bekaert işçileri, bu önceki deneyimlerden dersler çıkarmalı ve ailelerini sefalete mahkum etmeye devam edecek yeni bir satış sözleşmesinin önüne geçmek üzere, sendikadan bağımsız taban komitelerini kurarak, grevin önderliğini ellerine almalıdır.

Tüm işçilerin katılımıyla seçilecek ve kararlarını yalnızca işçilerin iradesine bağlı olarak alacak olan grev-taban komitesi, onlarca yılın ücret ve sosyal hak kayıplarını giderecek taleplerini oluşturmalı; onları militanca savunmaya hazırlanmalıdır.

Kabul edilebilir bir zam, işçiler arası ücret kademelerinin ortadan kaldırılması ve eşit işe eşit ücret, tüm işçiler için iş güvencesi ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi gibi yakıcı talepleri kapsayacak olan bir mücadele programı, işkolundaki diğer fabrikalarda ve şirketin diğer ülkelerdeki fabrikalarında çalışan işçilere de iletilmeli, onların da eylemli desteğini almak için her şey yapılmalıdır.

Bekaert işçileri, bir satışı önlemek için, onlarca yıldır işçilerin aidatlarıyla birikmiş olan, ancak sendika bürokratlarının keyfi kullanımına bırakılmış durumdaki grev fonunun kontrolünün derhal kendilerine verilmesini talep etmelidir. Sendikanın, birçok örnekte olduğu gibi, işçileri açlıkla tehdit etme çabası, ancak bu yolla bertaraf edilebilir.

Bekaert işçilerinin seçeceği taban komitesi, başta Gebze-Kocaeli bölgesi olmak üzere, çevre illerdeki fabrikalardaki sınıf kardeşlerini grevi aktif biçimde desteklemeye çağırmak ve harekete geçirmek üzere işçi heyetleri oluşturmalıdır.

Bekaert işçileri, geçen yılki metal grevlerinin derslerini çıkarmalı; taleplerini, yalnızca sınıf mücadeleci siyasi bir program çerçevesinde üretimden gelen güçlerine başvurarak ve sınıf kardeşleriyle birlikte harekete geçerek kabul ettirebileceklerini görmeliler. 

Tüm dünyada artık sendikaların işçi sınıfı karşıtı maskesi düşmüş durumdadır. Bütün sendikalar, işçilerin birikmiş öfkelerini yatıştırmak, mücadele azmini kırmak ve onları yenilgiye uğratmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Dolayısıyla, Bekaert işçileri yalnızca kendi güçlerine ve sınıf kardeşlerinin desteğine güvenmeli; mücadelelerini uluslararası sosyalist bir siyasi perspektif üzerine inşa etmek üzere harekete geçmeliler. İşçi sınıfı devrimcileri, böylesi bir mücadelede Bekaert işçilerine yardım etmek için ellerinden geleni yapacaklardır.