CHP’li Beşiktaş Belediyesi’nde dokuz taşeron işçisi işten atıldı

Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde Alfatek taşeron firmasına bağlı olarak çalışan dokuz işçi, 24 Mart akşamı belediye başkanı Murat Haznedar’ın talimatıyla işten atıldı. Arkadaşlarının işten atılmasının ardından 400 temizlik işleri işçisi işe çıkmadı. Belediyenin, polisleri ve TOMA’ları Temizlik İşleri Müdürlüğü’nün önüne yığmasının, işçileri işten atmakla tehdit etmesinin ve sonunda arkadaşlarının işe geri alınacağını açıklamasının ardından işçiler yeniden işbaşı yaptılar. İşten atılan işçilere firma tarafından Sarıyer Belediyesi ya da Fatih Belediyesi’nde istihdam edilmeleri teklif edildi. İşçilerin bu teklifi kabul etmemesi üzerine işe iadeleri yapılmadı. CHP’li Belediye Başkanı Murat Haznedar işçilere “Bende geri vites yok” şeklinde seslenerek gözdağı verdi.

Daha önce taşeron firma tarafından işçilere ücretlerinin düşürülmesi için bir sözleşme imzalatılmak istenmiş ve bunun sonucunda işçiler eylem yapmıştı. İşten çıkartılan işçilerin bu olay üzerine sendikal örgütlenme çalışmalarına başlayan işçiler olduğu belirtiliyor.

Bu olay CHP’li Belediye Başkanı Murat Haznedar’ın ilk işçi düşmanı tavrı değil. Göreve gelmesinin hemen ardından Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nde çalışan 250 Beltaş işçisini işten çıkarmak isteyen Haznedar, işçilerin ve Beşiktaş halkının yoğun tepkisiyle karşılaşmıştı. O dönem çalışan işçilerin Genel-İş sendikası üyesi olmalarından dolayı, Genel-İş sendikası diğer şubelerden eylemci işçilere desteğe gelen üyelerinin de zoruyla işçilerin mücadelesine ortak olmak zorunda kalmıştı. Beşiktaş Belediyesi’ndeki kamu çalışanlarının örgütlü olduğu Tüm Bel-Sen ve KESK ise eylem karşısında üç maymunu oynayarak sessiz kalmıştı.

İşten çıkarılan 9 işçi de sendika bürokrasileri eliyle aynı akıbeti paylaşmaktalar. Şu ana kadar ne kamu emekçileri sendikalarından ne de işçi sendikalarından işçilere herhangi bir destek gelmedi. Mücadelelerinde yalnız bırakılan 400 taşeron işçisi şimdilik işlerine geri döndüler.

Bu yaşananlar taşeron sisteminin patronlar ve egemenler eliyle neden bu kadar ısrarla işçi sınıfına dayatıldığını göstermektedir. Bu sayede işçilerin birliği ve mücadelesi sendika bürokrasileri eliyle kırılmakta ve işçilere her türlü baskı ve kötü çalışma koşulları dayatılmaktadır.

Dokuz işçinin işten çıkarılması, başında hangi burjuva partisi bulunursa bulunsun, özünde tüm belediyelerin işçi düşmanı birer şirket olduğunun yalnızca son örneğidir.  

Beşiktaş Belediyesi’nde yaşananlar sendikaların patronlarla (ve patron konumundaki belediyelerle) nasıl ortak hareket ettiğinin ve işçi sınıfının haklarını nasıl patronlara peşkeş çektiklerinin de yeni kanıtlarını sunmaktadır. Sendikaların bu işbirlikçi politikalarını aşmak ve ortak mücadele hattını oluşturmak için, işçilerin, kendi bağımsız sınıf politikalarına ve uluslararası çıkarlarına dayanan taban komitelerini inşa etmeleri gerekiyor. İnşa edilecek bu taban komiteleri işyerinin niteliğine göre örgütlü-örgütsüz tüm taşeron işçilerini, kadrolu işçileri ve kamu emekçilerini kapsayacak şekilde olmalı, egemenlerin siyasi temsilcisi olan her türlü siyasi partiden ve sendikadan bağımsız olarak örgütlenerek ortak mücadele hattını örmelidir.

Egemenlerin her türlü işten çıkarma ve sosyal haklara yönelik saldırısı, onların savaş yönelimi ve toplumsal muhalefete yönelik kapsamlı saldırılarından ayrı düşünülemez. Beşiktaş Belediyesi’nde daha önce yaşanan işten çıkarmalar, işyerindeki mücadelenin dışında belediye sınırlarında yaşayan insanların da bu mücadeleye aktif desteğinin ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Bu nedenle, işyeri komitelerinin bir ayağı bulundukları bölgenin emekçi halkıyla temas içerisinde olmalı ve birlikte kuracakları meclis vb. tarzda örgütlenmeler ile mücadeleyi büyütmenin ve işçi sınıfının ve gençliğin geniş kesimlerine yaymanın yolları aranmalıdır.