İşten çıkarma saldırısı sürüyor: CP Piliç'te işçi kıyımı

Yem ve tavuk sektöründe faaliyet gösteren CP Piliç'te 300’den fazla işçi işten çıkarılmış durumda. İşten çıkarmalar, bir süre önce, yıllık 4 maaş ikramiyenin kaldırılmasını içeren yeni bir bireysel sözleşmeyi imzalamak istemeyen işçilerin işten çıkarılmasıyla başladı. Şirket, ikramiyelerin kaldırılmasında, asgari ücrete yapılan zammı bahane etmişti.

CP Piliç’in Manisa'nın Turgutlu, Bursa'nın İnegöl ve Bilecik'in Osmaneli ilçelerinde bulunan fabrikalarında toplamda 3.300'den fazla işçi çalışıyor. İşten çıkarılan işçilerin 110'u Turgutlu'da, 82'si İnegöl'de, 150'si de Osmaneli'deki fabrikalarda çalışıyordu. Şirket yöneticilerinin işçilere yaptığı açıklamalar, kıyımın sadece bununla sınırlı kalmayarak ilerleyen günlerde devam edeceğine işaret ediyor. Buna karşılık, işten çıkartılan CP Piliç işçileri, işlerine geri dönmek için fabrika önünde yaptıkları eylemlerle mücadele ediyorlar.

CP Piliç'teki saldırılar, onun internet sitesinde yer alan "en değerli sermayemiz çalışanlarımızdır" sloganının yaşamdaki gerçek karşılığını gözler önüne sermektedir: baskı yoluyla bireysel sözleşmeler dayatmak; haklarını aramak ve daha iyi koşullarda çalışmak isteyen işçileri yeni yılın başında ve kışın ortasında işten çıkarmak; işten çıkarılan işçiler yerine daha düşük ücretlerde çalışacak işçileri işe başlatmak.

CP Piliç’in işçilerin yaşam ve çalışma koşullarını geriletme ve nihayetinde işten çıkarma saldırısının arkasında, kapitalizmin küresel krizi yatmaktadır. CP Piliç’te yaşanan saldırıların ve işçi çıkarmaların bir nedeni de, şirketin Rusya pazarını yitirme ihtimalidir. Rusya, bir Rus savaş uçağının Türk jetleri tarafından düşürülmesinin ardından, Türkiye'ye ekonomik ambargo uygulamaya başlamıştı.

İşçilerin bir kısmı DİSK'e bağlı Gıda-İş sendikasında, diğer bir kısmı ise Hak-İş'e bağlı Öz-Gıda İş sendikasında örgütlü ve bu durum, işçiler arasında bölünmeye, dolayısıyla da mücadelelerinin zayıflamasına neden oluyor. Sendikal rekabetten dolayı işçilerin içine düştüğü bu durum işçiler arasında bilinç bulanıklığı yaratırken, patronun ekmeğine yağ sürüyor. Böylece, patronun ve onun fabrikadaki temsilcilerinin, işten çıkarma, ücretlerin düşürülmesi ve hak gasplarına yönelik saldırıları sürdürmesi hiç de zor olmayacaktır.

Öte yandan, CP Piliç patronunun işçilere yönelik saldırısındaki başlıca yardımcısı, diğer işkollarındaki gibi, sendikalar olmuştur. Biri (Öz-Gıda İş) siyasi iktidarın, diğeri (Gıda-İş) ise muhalefetteki sermaye partilerinin  işçi kolu olan bu sendikalar birbirlerini karalarken, patrona saldırmama konusunda hemfikirdirler. Onların işçi düşmanı yüzü, benzeri her bir direnişte işçileri yüz üstü bırakmalarıyla bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmaktadır.

CP Piliç işçileri, Türkiye'de ve dünya çapında bütün işkollarındaki sınıf kardeşleriyle aynı sorunlarla ve saldırılarla karşı karşıya. Kapitalizmin en derin krizlerinden birinin ortasında karlarını ve pazarlarını korumaya çalışan patronların işçilere yönelik bu saldırısına, onların işçi gardiyanlığını üstlenmiş olan sendikalar aracılığıyla karşı konulamayacağı, bütün işkollarından yüzlerce örnekle ortadadır.

İşçi sınıfına yönelik saldırılar (ücret ve sosyal hak gaspları, işten çıkarmalar ve yaşam ve çalışma koşullarının geriletilmesi) artarak sürecektir. Siyasi iktidarların, burjuva partilerinin ve sendikaların doğrudan rol oynadığı bu saldırılara karşı koyabilmenin tek yolu, bankaların ve şirketlerin hizmetindeki bütün mevcut siyasi ve sendikal örgütlerin dışında yeni taban örgütlenmelerinin (fabrika ve işyeri komiteleri) yaratılmasıdır. Bütün kararların işçiler tarafından alındığı ve uygulandığı bu örgütlenmeler, işyerlerini, işkollarını ve ulusal sınırları aşan sosyalist bir perspektifle inşa edilmelidir.