KESK “Korkmuyoruz, Susmuyoruz, Teslim Olmuyoruz” Dedi Ama…
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İstanbul Şubeler Platformu çağrısıyla örgütlenen “Korkmuyoruz, Susmuyoruz, Teslim Olmuyoruz” mitingi pazar günü yaklaşık iki bin kişinin katılımıyla Kadıköy’de gerçekleştirildi. Saat 12:00’den itibaren Et ve Balık Kurumu önünde toplanmaya başlayan kortejler, saat 13:00’ü gösterdiğinde İskele Meydanı’nda kurulan miting alanına doğru yürüyüşe geçti.
Mitingin örgütleyicisi olan KESK’in kortejine bakıldığında, Eğitim-Sen haricindeki sendikalardan oldukça zayıf katılım gözlenirken, DİSK, Türk-İş ve TTB eylemde yine sembolik düzeyde yer aldı. Ağırlıklı olarak çeşitli sol parti ve örgütlerin destek verdiği eylemde en dikkat çekici ve renkli kortej kuşkusuz direnişteki HEY Tekstil işçilerininkiydi. Mitinge aileleriyle birlikte katılan Hey Tekstil işçileri coşkulu kortejleri ve yakıcı talepleriyle alana damga vurdular. Benzer biçimde, direnişteki Maltepe Belediyesi taşeron işçilerinin katılımı da mitingin anlamlı yanlarından biri oldu.
Son dönemde, AKP iktidarı tarafından iyice yükseltilen ve “KCK operasyonları” adı altında yürütülen baskı, gözaltı ve tutuklamalara karşı sloganlar eylemin ana gündemini oluştururken KESK’li kadın tutsaklara, RoboskiKatliamı’na, Kürt siyasal hareketine yönelik baskılara ve 4688 sayılı sendikalar yasasında değişiklik öngören tasarıya ilişkin çeşitli slogan ve talepler de gerek kortejlerden gerekse miting alanına kurulan platformdan dile getirildi.
Platformdan yapılan konuşmaların ana eksenini, son yıllarda egemenler tarafından hayata geçirilen, işçi sınıfı ve ezilenler açısından kapsamlı yıkım projelerini ifade eden bir dizi uygulama ve yasal düzenlemeye duyulan tepki oluşturuyordu. Ancak mitingin böylesi bir dönemde birleşik-kitlesel sınıf muhalefetinin ruhunu yansıttığını söylemek oldukça zor olacaktır. İktidarın ve sermayenin işçi-emekçilere yönelik saldırılarına karşı bir direniş hattı örmekten uzak olan sendikal bürokrasinin, bugüne kadar olduğu gibi bu eylemi de yeterince ciddiye almadığı ve günü kurtarmaya çalıştığı görülmektedir.
Sermayenin kapsamlı toplumsal yıkım projelerine ancak işçi sınıfının bütün kesimlerini kapsayan ve sendika bürokrasilerini de aşan bir mücadele hattı örülerek cevap verilebilir.
KESK üyesi bir emekçi