Manisa'da patronlardan işçilere yenil yıl "hediyesi": İşsizlik

Uluslararası sermayenin çekim merkezi haline gelen ve on binlerce işçinin çalıştığı Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde (MOSB) yer alan fabrikalarda, yıl sonu üretim siparişlerinin azalması, stokların birikmesi ve asgari ücretteki artışı bahane eden patronlar, yılbaşı öncesinde yüzlerce işçiyi işten çıkardı. İşten çıkarmalar başta Vestel, ECA, Standart Profil ve Schneider Electrik gibi dünya çapında faaliyet gösteren küresel şirketlerde yaşanıyor. Ancak, işten çıkarmalar bu şirketlerle sınırlı değil, bu şirketlerin yan sanayisi konumundaki fabrikalarda da aynı durum söz konusu.

Kapitalistlerin yıllık olarak belirlediği kar, üretim miktarı vb. hedefler hiç şüphesiz ki işçiler sayesinde gerçekleşiyor. Bu hedeflerin gerçekleşmesi sürecinde, işçiler, maaş zammı, ikramiye, çalışma saatlerinin düşürülmesi, yıllık izine çıkılması gibi taleplerin karşılanması bakımından yıl sonuna kadar oyalanmakta; yoğun mesai saatlerine uyan ve iyi performans gösteren işçilerin cumhuriyet altını ile ödüllendirileceği sözleri verilmektedir... İşçilerin dizginsiz sömürüsüyle yılda milyonlarca lira kar eden kapitalistler, işçilere yeni yıl hediyesi olarak işsizliği uygun görüyorlar. Kışın da getirdiği zor koşullarla birlikle yoksulluk ve borç içerisinde yaşamaya çalışan yüzlerce işçinin kışın ortasında acımasız bir şekilde işten çıkarılması, kriz zamanlarında "aynı gemideyiz" masallarıyla bizlerden fedakarlık yapmamızı isteyen, sözde işsizliği azaltmak ve istihdamı arttırmak için yatırımlar yapan kapitalistlerin işçi düşmanı olduğu gerçeğini bir kez daha göstermiş oldu.

Kapitalistlerin işçi düşmanı saldırıları sendikalı-sendikasız işyeri ayırımı yapılmadan gerçekleşiyor. Manisa'daki sendikalı işyerlerinin çoğunda, hatta adını da söylemek gerekirse, Türk Metal sendikasının örgütlü olduğu ECA, VALF gibi Elginkan Vakfı'na bağlı kuruluşlar ile INDESIT, Klimasan fabrikaları ve Birleşik-Metal-İş sendikasının örgütlü olduğu Schneider Electrik fabrikasında, sendikaların desteğiyle 6 ve 11 aylık olarak çalıştırılan sözleşmeli ve stajyer işçiler ile sendikalı işçiler, kapitalistler ve onların işçi sınıfı içinde gardiyanlığını yapan sendika bürokratlarının işbirliğiyle hazırlanan listeler sonucunda işten çıkarılıyorlar.

Sendikaların açık ya da gizli desteğiyle kapitalistlerin planlı ve toplu işte çıkarma saldırıları, aynı ya da daha fazla işi daha az sayıda işçiyle yapma hedefinin yanı sıra işçilik maliyetlerini düşürmeye ve kar oranlarını korumaya yönelik bir girişimdir. Fabrikalarda her bir işçinin performans kaydı tutuluyor, yıl sonunda üretim miktarı, performans, işçilik maliyetleri gibi yapılan hesaplar sonucunda, onlara göre yetersiz ve başarısız olan düşük performanslı işçilerin işten çıkartılıp yerlerine düşük ücrette yani asgari ücrette çalışacak işçilerle, yeniden belirlenen ve hedeflenen üretim miktarı ve performas ölçüsüyle kapitalizmin çarkları bu defa daha acımasız bir şekilde dönmeye devam ediyor.  

Kapitalistlerin siyasi temsilcisi AKP hükümeti çıkardığı teşvik yasalarıyla sermayedarlara muazzam ölçüde destek sağladı. Sigorta primi, vergi avantajları dışında İş-Kur'un İşbaşı Eğitim Programı (devlet destekli "kiralık işçi"nin yasalaştırmış hali), her 10 işçiye karşılık ücreti ve sağlık sigorta primi işsizlik fonundan karşılanan 1 işçinin 6 ay çalıştırılması anlamına geliyor. Yüzlerce işçinin çalıştığı büyük ölçekli fabrikalarda onlarca işçinin bu program çerçevesinde çalıştığını düşündüğümüzde, kapitalistlerin her ay kasalarına on binlerce lira fazladan girmektedir. Yani aslında, siyasi iktidarın doğrudan desteğiyle ve sendikaların tepkisiz ve suskun kalarak dolaylı destekleriyle işsizlik fonu kapitalistlerin çıkarları için yağmalanıyor.

İşsizliği doğuran ve onu büyüten biz işçi ve emekçiler değil, sermaye sınıfının egemen sistemi kapitalizmdir. Kapitalizm sadece işsiz kalmamıza neden olmuyor, aynı zamanda emeğimizin sömürülmesine, açlık sınırının altında modern birer köle olarak yaşamamıza da neden oluyor. Doğası gereği bir dünya sistemi olan kapitalizm, yine bu nedenle, dünyadaki tüm sınıf kardeşlerimize de aynı sorunları yaşatıyor. Küresel sermayenin Manisa'daki şirketlerinde yaşanan işten çıkarmalar, hem Türkiye genelinde hem de dünyanın farklı ülkelerinde yoğunlaşan işten çıkarmaların bir parçasıdır.

İşçi sınıfını ulusal sınırlar içerisine hapseden, işsizliği, yoksulluğu, toplumsal eşitsizliği üreten uluslararası kapitalizme karşı bir uluslararası işçi sınıfı hareketi olarak birleşip enternasyonalist sınıf bilinciyle mücadele etmekten başka seçeneğimiz yok. Bu doğrultuda verilecek mücadele, aynı zamanda, bir sınıf olarak birliğimizi sağlamak için özünde birbirinden farkı olmayan sendikaları aşmaya yönelik taban örgütlülüğü üzerinden yükselecek mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır.

Kapitalizme karşı uluslararası bir mücadele programı etrafında birleşelim!

                                                          Manisa'dan Toplumsal Eşitlik okuru bir metal işçisi