Şişli Belediyesi’nde toplu sözleşme imzalanmadı işçiler eyleme başladı

CHP’li Şişli Belediyesi’ne bağlı olarak çalışan yaklaşık 1600 taşeron işçisini ilgilendiren toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine işçiler 10 Mayıs Salı günü eylem yaptılar.

58 gündür süren toplu sözleşme görüşmeleri taban ücretleri, mesailer ve yol parası gibi konularda yaşanan anlaşmazlık nedeniyle uyuşmazlık tutanağı tutularak sonlandırıldı. Belediye iştiraki olan Kent-Yol A.Ş. çalışanı işçiler, geçtiğimiz yıl muvazaa tespitinde bulunmuş ve belediyede muvazaalı çalışmanın tespit edilmesinin ardından belediye yönetiminin açtığı iptal davasını da kazanmışlardı. İşçiler bu hukuki kazanımlar sonucunda, taşerona karşı mücadelelerini kişisel alacak davalarıyla sürdürüyorlardı.

Kent-Yol A.Ş. işçileri yaklaşık beş ay önce toplu sözleşme hazırlıklarına başlamışlar ve kendi toplu sözleşme taslaklarını hazırlayarak Genel-İş Sendikası 3 No’lu Şube yönetimine sunmuşlardı. 58 gündür süren görüşmelerde, işçileri, sendika yöneticileri ve işyeri temsilcilerinin yanı sıra 12 “bağımsız işçi temsilcisi” temsil etti. Görüşmeler süresince, işçiler, bazı taleplerini toplu sözleşmeye ekletmeyi başarmışlardı.

Bununla birlikte görüşmelerin başlangıcından itibaren işçilere karşı her fırsatta “şirketin maddi durumunun çok kötü olduğu ve her an kapanabileceği” tehdidinde bulunan işveren, önce görüşme aralarını çok fazla tuttu, ardından da işçilere teklif ettiği son derece küçük zam oranlarıyla niyetini açığa çıkardı.

Daha önce belediye kadrosunda görev alan memurlar ve işçiler ile toplu sözleşme yapan CHP’li belediye başkanı Hayri İnönü de, her fırsatta işçi dostu olduğunu söylemesine rağmen taşeron işçilerine sefalet ücreti teklif edilmesine ses çıkarmayarak hem kendisinin hem de partisinin işçi düşmanı yüzünü göstermiş oldu.

İşçiler, hazırladıkları toplu sözleşme taslaklarında, yapılan muvazaa tespitinden hareketle ve “eşit işe eşit ücret” perspektifi ile tüm sosyal haklarda kadrolu çalışan işçiler ile aynı hakları talep etmişlerdi. İşçilerin bu taleplerinde yaklaşık %50’ye varan kesintiler olmasına rağmen, belediye yönetimi, sosyal haklar ve yardımlar konusunda toplu sözleşmeye dahil edilen bazı maddeleri birer “zafer” ve “iyi niyet göstergesi” olarak göstermekte ve verdikleri komik zammın üzerini örtmeye çalışmaktadır.

Toplu iş sözleşmesinde idari maddelerin görüşülmesinin ardından, geçtiğimiz haftanın başında ücretlere yönelik ilk görüşme gerçekleşti. İşveren temsilcisi, 6 Mayıs Cuma günü yapılan görüşmede, işçilere 55 TL taban ücreti teklif etti ve daha önceki sözleşmelerin aksine bu taban ücreti üzerinden herhangi bir yüzdelik artış teklifi getirmedi. İşveren temsilcisi, işçilerin günlük 120 TL olarak talep ettiği taban ücret konusunda, daha önce 50 TL’lik teklif getirmiş, işçilerin şu anki 49,50 TL’lik taban ücret seviyesini bilmediklerini iddia ederek zaman kazanmaya çalışmıştı.

Öte yandan, belediye temsilcisi, işçilerin bu ücreti kabul etmesini sağlamak için, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde yaşanan tartışmalarda işçi çıkarma, şirketin ihalelere girmemesi ve kapanması dahil her türlü üstü örtülü tehditte bulundu. O, işçilere, “bu teklifi kabul etmiyorsanız, dilerseniz uyuşmazlık tutanağını tutabiliriz” diyerek restini çekmeyi de ihmal etmedi.

Sendika yönetimi, işyeri temsilcileri ve “bağımsız temsilciler”, görüşmelerin tıkanması üzerine, her fırsatta işçileri “toplu sözleşmeyi tıkamakla” suçlayan belediye temsilcisinin bu kışkırtıcı tavrına rağmen, işveren temsilcisini, tekliflerini gözden geçirmeleri ya da yeni bir teklif vermeleri için 10 Mayıs Salı günü bir görüşme daha yapmaya davet ettiler. Onlar ayrıca, “gerektiğinde tabanın harekete geçirilmesi” ve “işçilerin sürece sahip çıkması için”, işçilerin son yapılacak görüşme sırasında belediye binasının önünde toplanması kararı aldılar.

Toplantı günü, Kent-Yol yönetiminin işçilere hitaben yazmış olduğu bir açıklama işçilere dağıtıldı; müdürler işçilere toplanmamaları yönünde çağrı yaptı. Bunu, 160 işçinin işten çıkarılacağı söylentisi izledi. Şirket yönetimi tarafından dağıtılan açıklamada, sosyal haklar ve yardımlarda yapılan sözde yüksek artışlara dikkat çekilerek işverenin toplu sözleşme masasında bu işi çözmek istediği belirtiliyor; sendika şube başkanı işçiyi tehdit etmekle suçlanıyor ve toplu sözleşmedeki çözümsüzlüğün tek sorumlusu olarak kınanıyordu.

Buna tepki olarak, 400 Kent-Yol işçisi belediye binasının önünde toplandı. İşverenin ve belediye temsilcisinin tutumu, toplantıda da protesto edildi ve işveren tarafının teklifi istendi. İşveren temsilcileri “eski tekliflerinden başka bir teklifleri olmadığını”, dilenirse uyuşmazlık tutanağının tutulabileceğini belirterek masadan kalktılar.

Bu gelişmelerden sonra Kent-Yol işçileri, taleplerini içeren bir sözleşme imzalanana kadar oturma eylemi düzenleme kararı aldıkları belediye binasının önünde “Sefalet Ücreti İstemiyoruz” pankartını asarak sloganlarla eyleme başladılar.

Şişli Belediyesi işçileri için asıl önemli süreç bundan sonra başlıyor. Şişli Belediyesi ve Kent-Yol A.Ş. toplu sözleşme görüşmeleri sürecinde izleyecekleri rol konusunda ilk işaretleri görüşme günü ortaya koydukları tavır ve açıklamaları ile vermişlerdi. Onlar, işçilere kölece çalışma koşullarını dayatmaya yönelik tavırlarını sürdürecek; işçileri bölmeye, tehdit ve şantajlarla yıldırmaya, sendika bürokrasisi ile kapalı kapılar ardında satış sözleşmeleri hazırlamaya çalışacaklar. Belediye yönetiminin ve taşeron şirketin, bu hedefe ulaşılamaması durumunda, militan işçiler üzerindeki baskıyı artıracağından ve polis gücüne başvuracağından kimsenin kuşkusu olmasın.

İşveren ve belediye yönetimi, şirketin elde ettiği milyonlarca liralık karlara rağmen, işçilerin yaşam ve çalışma koşullarını daha da geriletmekte kararlıdır. Bu yaşananlar, aynı zamanda, sözde taşerona karşı olduğunu söyleyen CHP’nin sermaye yanlısı bir parti olduğunu ve taşeron sisteminin vahşiliğinden nasıl faydalandığını da göstermektedir.

Patronlara karşı bu uzun soluklu mücadelede, işçiler sendika bürokrasisine karşı da uyanık olmalıdır. Başta Şişli Belediyesi'ndeki memur ve kadrolu işçiler olmak üzere diğer belediyelerde çalışan işçilere sürecin sağlıklı bir şekilde anlatılmasını sağlayacak kanallar yaratılmalı; bunun için taban ve grev komiteleri örgütlenmelidir.

Belediye yönetimi ve işveren, sendika bürokrasisini kullanarak işçilere her türlü baskıyı uygulayacaklardır. Şişli Belediyesi işçileri, geçmiş dönemde yapılan toplu sözleşmelerin işçilerden uzak otel odalarında, DİSK bürokrasisi ile o zamanki belediye başkanı Mustafa Sarıgül arasında nasıl imzalandığını unutmamalıdır.

Egemenlerin ve patronların her türlü işten çıkarma, ücretlere ve sosyal haklara yönelik saldırıları onların savaş yönelimi ve toplumsal muhalefete yönelik saldırılarından bağımsız düşünülemez. Daha önce Beşiktaş Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğünde çalışan işçilerin işten çıkarılmalarının ardından yapılan eylemler, belediye sınırlarında yaşayan insanların bu mücadeleye aktif desteğinin ne kadar önemli olduğunu göstermiştir.

Şişli Belediyesi Kent-Yol A.Ş. işçileri, oluşturacakları komiteler eliyle, belediyede çalışan diğer işçilerin (kadrolu ve kamu çalışanları) desteğini almalı, bölgenin emekçi halkıyla temas içerisinde olmalı, mücadeleyi büyütmenin ve işçi sınıfının geniş kesimlerine yaymanın yolları aranmalıdır.

TE okuru bir belediye işçisi