Star Rafineri direnişi Petrol-İş sendikası tarafından satıldı

Azerbaycan devlet şirketi SOCAR bünyesinde faaliyet gösteren Star Rafineri şirketinde çalışan Petrol-İş sendikasında örgütlü 132 işçi, şirketin “ya Petkim'e geçersiniz ya da iş akdinizi feshederiz” yönündeki tehdit mesajına yanıt olarak 10 Nisan’da direnişe geçmişti. Star Rafineri işçilerinin küresel ekonomik krizin ve anayasa referandumunun ortasında gerçekleşen direnişi, 4. gününde, Petrol-İş sendika bürokrasinin şirket ile yaptığı 5 saatlik görüşmenin ardından sona erdirildi.

Direnişi sönümlendirmek ve yenilgiyle sonuçlandırmak üzere Aliağa’ya gelen Petrol-İş sendikası genel başkanı Ali Ufuk Yaşar’ın, şube başkanını ve yöneticileri yanına alarak şirket ile yaptığı görüşmeden, tahmin edileceği gibi, işçilerin çıkarına tek bir karar çıkmadı. Görüşmenin sonucu, şirketin çıkarlarını korumuş ve ilerleyen günlerde işçileri hedefleyecek başka saldırılara kapı aralamıştır.

Direnişin devam ettiği günlerde, Star Rafineri A.Ş,  direniş eylemlerini haber yapan Aliağa ilçesindeki Kuzey Ege Haber yerel gazetesine, “kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına” bir açıklama gönderdi. Gönderilen açıklamada, işçilerin Star Rafineri’den yine SOCAR’a bağlı Petkim’e neden geçirildiğine dair tek bir cümle yer almazken, işçilerin “daha iyi haklara” sahip olacağı yalanı ile şirketin zedelenen prestiji kurtarılmaya çalışıldı.

“Sendikasızlaştırma operasyonu” eleştirilerini kabul etmeyen şirket, “Ülkemizin en büyük değerlerinden olan STAR Rafineri devreye alınma ve işletme süreçlerinde Sendika ile birlikte yürümek ve birlikte büyümek konusunda kararlıdır” diyerek “emek polisi” işlevi gören sendikacılardan şikayetçi olmadığını, tam aksine memnun olduğunu açıkça ifade etti. Yine aynı açıklamada yer alan, “Şirketimizin de sendikanın da asıl amacı Türkiye’nin en önemli değerlerinden olan Petkim ve STAR Rafineri işletmelerini korumaktır” sözleri, şirketin ve sendikanın işçi sınıfına karşı ortak çıkarlara sahip olduğunun açık ifadesiydi.

500 Petkim ve TÜPRAŞ işçisinin desteğiyle direnişi sürdürmekten ve büyütmekten yana olan Star Rafineri işçileri, toplantının ardından eylemi bitirme kararını açıklamaya çalışan Petrol-İş sendikası genel başkanı Ali Ufuk Yaşar’ın konuşmasına izin vermedi. Yaşar, kendisine “sarı sendikacı”, “yönetim istifa” sloganlarını atarak tepki gösteren işçilere hakaretle karşılık verdi ve ardından kaçmak zorunda kaldı.

Direnişteki işçiler, diğer onlarca örnekte olduğu gibi, kendilerine sorulmadan ve işçi temsilcilerinin yer almadığı bir toplantıda şirket yanlısı sendika tarafından satılmıştır. Bu durum, işçilerin en temel haklar uğruna mücadelesinin önündeki en büyük engellerden birinin sendikal önderlikler olduğu ve mücadelelerin ilerletilebilmesi için sendikalardan bağımsız yeni taban örgütlenmelerine ve buna uygun devrimci bir perspektife ihtiyaç duyulduğu gerçeğini bir kez daha göstermektedir.

Bu direniş, TÜPRAŞ ve Petrol-İş sendikası arasında toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinin devam ettiği bir dönemde, özellikle on binlerce işçinin çalıştığı Aliağa bölgesinde ve ülke genelinde kapitalizmin can damarlarından petrol sektöründe çalışan işçilerin büyük bir mücadelesinin başlangıcı olabilirdi. Ne var ki, EMİS sürecinde DİSK/Birleşik Metal-İş’in yapmış olduğunu yapan Türk-İş/Petrol-İş, anayasa referandumunun öngününde, hükümetin diktatörlük ve savaş gündemini tehdit edebilecek tek toplumsal güç olan işçi sınıfının harekete geçmesini engellemiştir.

Türkiye ve Azerbaycan ortaklığıyla 2011 yılından beri SOCAR Türkiye olarak petrokimya ve enerji sektöründe faaliyetlerini sürdüren şirket, AKP iktidarının desteğini arkasına alarak Aliağa Petkim Yarımadası üzerinde milyarlarca dolarlık yatırımları hayata geçiriyor. Bu yatırımlardan biri, 2018 yılında üretime geçmesi planlanan ve binlerce işçinin çalışacağı Star Rafineri. Şirket, şimdiden, sendikanın ifadesine göre 132 işçiyi (şirketin ifadesine göre 121 işçi) Petkim şirketinin kadrosuna aktararak, aslında şirket ile sendika arasında yürürlükte olan TİS’i ortadan kaldırmış durumda. Böylece, önümüzdeki yıl, binlerce işçinin ortalama ücretinin düşürüldüğü yeni bir sözleşmeyi yürürlüğe sokmak için zemin hazırlanıyor.

Sahte solun “sendikasızlaştırma operasyonu” olarak gördüğü saldırı, gerçekte, işçilerin ücretlerini düşürmeye yönelik bir girişimdir ve dünya çapında, şirket ve bankalarla çıkar ortaklığı halinde olan sendikaların işbirliğiyle gerçekleşmektedir. Sendikalar, uzun bir süredir, işçi sınıfının yaşam standardını yükseltmek ve ücretlerini iyileştirmek için mücadele etmek şöyle dursun, bu doğrultuda mücadele eden işçilerin önünde bir engel haline gelmiş; siyaset kurumunun ve şirketlerin işçi mücadelelerini bastırmak için kullandığı emek polislerine dönüşmüşlerdir.

Özelde petrol işçileri, genelde işçi sınıfı, sendika bürokrasileri eliyle yenilgiye uğratılan direnişten gerekli dersleri çıkarmalı ve petrol, metal ve cam sektöründe başlamış ya da başlayacak olan TİS görüşmelerinde gerçekleşecek satışlara ve kapsamlı saldırılara karşı mücadeleyi örgütlemeye hazırlanmalıdır. Bu hazırlık, şirketlere ve onların hizmetindeki sendikalara karşı taban örgütlenmelerinin inşası ve işçilerin enternasyonalist sosyalist bir bilinçle donatılması anlamına gelmektedir.