THY grevi “psikolojik savaş” ve polis kuşatması altında sürüyor

Türk Hava Yolları’nda 15 Mayıs gecesi sabaha karşı 03.00’te başlayan grev psikolojik bir savaş eşliğinde sürüyor. Daha grev başlamadan İstanbul Atatürk Havaalanı’na yüzlerce çevik kuvvet polisini ve TOMA’larını yığmış olan iktidar, sendikanın çadır kurmasını engellemekle de yetinmedi. AKP iktidarı, emrindeki polis eliyle, buradaki grev gözcülerinin yasalardan kaynaklanan haklarını kullanmalarını da engelliyor.
İktidarın estirdiği polis terörüne, THY A.O. yönetiminin burjuva medyası aracılığıyla günler öncesinden başlattığı psikolojik bir savaş eşlik ediyor. THY çalışanlarını, günlerdir, greve katılmaları durumunda işten atmak da dahil, her türlü yolu kullanarak tehdit eden ve yıldırmaya çalışan THY yönetimi, dün yaptığı ve tüm medya kanallarında geniş bir şekilde yer alan açıklamasında, bütün seferlerin yapılmış olduğunu ve grev nedeniyle uçuşlarda hiçbir aksama olmadığını iddia etti. THY’deki grevin kırılması için şirket ve medya eliyle estirilen psikolojik savaşa, hükümet de katıldı. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, “greve katılmadıkları için” THY çalışanlarına teşekkür etti. 
Şirketin, iktidarın ve burjuva medyanın THY’deki grevi kırma çabalarına, Türkiye Havayolu Pilotları Derneği de (TALPA) doğrudan destek verdi. TALPA, Hava-İş Sendikası'nın greve çıkma kararına katılmama kararı aldığını açıklayarak, resmen grev kırıcı cepheye katıldı. 
Hava -İş sendikası, grevin ikinci gününde yaptığı açıklamada, şirket yönetiminin “uçuşlarda aksama olmadı” iddiasını yanıtladı. Sendika, THY’nin grev öncesinde planlanmış olan uçuşların bir kısmını iptal ettiğini, grevin birinci günü öğle 12.00’a kadar, planlanan toplam 560 uçuştan 218’inin yapılamadığını açıkladı. Sendikanın açıklamasına göre, yapılan uçuşların bir kısmı ise olması gerekenden daha az sayıda kabin personeliyle ya da yasalara aykırı olmasına rağmen sertifikasız kabin çalışanlarıyla gerçekleştiriliyor. Bununla birlikte, grev kırıcı konumunda ve part-time çalışanların bu şekilde seferber edilmesi uzun sürmeyecek, kısa süre içinde onlar da aşırı yorgunlukla karşı karşıya gelecekler.
THY grevinin ilk iki gününde yaşananlar, şirket-hükümet ikilisinin bu greve oldukça iyi hazırlanmış olduğunu ve onu kırmak için elinden gelen her şeyi yapacağını gözler önüne sermektedir. Çünkü şirketler ve iktidar, bu grevin başarıya ulaşması durumunda, işçi sınıfına karşı yıllardır adım adım ilerlettikleri toplumsal karşı-devrim projesinin tehlikeye gireceğinin farkında. Onlar, bu yüzden, emirlerindeki medyayı, sözde uzmanlarını ve “kamuoyu oluşturucular”ını (yalan üreticileri) seferber etmiş durumdalar.
Öe yandan, THY çalışanları da, aynı gerçeğin farkında olmak zorunda: Bu TİS sürecinde ve grevde yenilgiye uğramaları durumunda, onların kazanılmış haklarıyla birlikte, bütün gelecekleri tehlikeye girecektir.  
THY kârlarını katlıyor
THY A.O. grevin başladığı gün, 2012 yılına ait konsolide mali tabloları İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’na gönderdi. Şirketin internet sayfasında da açıklanan bilgilere göre, THY A.O. satışlarını, bir önceki yıla göre yüzde 26 artırarak 14,9 milyar TL’ye, esas faaliyet kârını yüzde 192 artışla 1 milyar 48 milyon TL’ye, 19 milyon TL olan net kârını da 1 milyar 133 milyon TL’ye yükseltti.
“2012 yılında açılan 32 dış hat nokta ile birlikte uçulan dış hat nokta sayısı 181’e ulaşırken, uçulan yabancı ülke sayısı da 96’ya yükseldi. İç hatlarla birlikte toplam uçuş noktası 2012 yılı sonu itibariyle 217’ye ulaşmış oldu. Böylece Türk Hava Yolları dünyada en çok ülkeye uçan havayolu ünvanına da sahip oldu.” 
Bu kârların altında, THY’nin işçi çıkartma, düşük ücretli, fazla ve esnek işçi çalıştırma politikası ve kapitalist sömürü yatmaktadır. 
İşçiler grevin önderliğini almalı
Hükümet-şirket-medya eliyle estirilen terörün ve uygulanan psikolojik savaş yöntemlerinin greve katılımı bir hayli etkilediği ortada. Nitekim sendikanın yaptığı açıklamaya göre ilk gün greve katılan THY çalışanı sayısı “500 ile 600 arasında” idi (bir başına bu ifade, greve tam olarak kaç kişinin katıldığını Hava-İş yetkililerinin de bilmediğini gösteriyor). 
Bununla birlikte, bu olumsuz durum, telafi edilebilir. Grevin başarıya ulaşması, büyük ölçüde, henüz uçuşa gitmeyen ve kafası karışık olan çalışanların ikna edilmesine bağlıdır. Grevci THY çalışanları, bu arkadaşlarını greve kazanmak için seferber olmalı, grev süresince grev alanında (havaalanında) kalmalılar. Grev kırıcılığına ve estirilen şirket-polis terörüne engel olmanın; dolayısıyla, grevi başarıya ulaştırmanın tek yolu budur. Grevler, grev alanında greve sahip çıkmadan kazanılamaz!
Öte yandan, bu grev, part-time adı altında esnek çalışmanın işçileri bölmek ve grev kırmak için nasıl kullanıldığını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Grevci THY işçileri, tüm iş güvencesiz çalıştırılan emekçilerin kadroya alınması talebini ileri sürmeli; bu yolla, kadrosuz çalışanları da mücadeleye dahil etmelidir. 
THY grevinin olası yenilgisine yol açabilecek bu iki durum, derhal değiştirilmelidir ve sendika yönetimi, bugüne kadarki pratiğiyle, bütün bu -ve başka- konularda tam bir iflas sergilemiştir. Bugün THY A.O. yöneticilerine grevi kırmak için atıp tutma cesaretini veren şey, tam da sendika bürokratlarının şirket ve iktidar karşısında yıllardır sergilediği tutumdur.
TİS görüşmeleri boyunca ve grevin örgütlenmesinde tam bir aciziyet sergileyen; “bizim amacımız kesinlikle grev değil”, “sayın bakanımız THY yönetimine baskı yapsın” açıklamalarıyla, çalışanların örgütlü gücüne güvenmek yerine yüzünü şirket yöneticilerine ve onların koruyucusu AKP iktidarına dönen; greve katılımını ve bu katılımın biçimini, aynı geçen yılki direnişte olduğu gibi, “üyelerinin bireysel tercihleri”ne havale eden Hava-İş bürokrasisi, üyelerinin mücadele ruhunu ortadan kaldırmak için elinden geleni yapmış durumda.
THY grevi, tüm bunlara rağmen greve dört elle sarılan ve tüm çalışma arkadaşlarını greve dahil etmeye çalışan THY emekçilerinin çabasıyla sürüyor ve grevin yazgısı da, işçilerin bu mücadeleyi bütünüyle kendi inisiyatifleriyle sürdürmesine bağlı olacak. Sendikanın “grev sırasında işyerine gelmenize gerek yok” söylemine karşılık, grev, evde oturarak değil, işyerinde hep beraber coşkuyla mücadele ederek ve grev kırıcıları şu ya da bu yolla ikna ederek başarıya ulaşabilir. THY’nin Genel Müdürlük binası önüne kurulan çadır havaalanına taşınmalı; bütün grevciler, başarıya ulaşana kadar, çoluk çocuklarıyla birlikte orada yatıp kalkmalıdır.
Bütün bunların örgütlenmesi için, grevci THY işçileri, derhal kendi grev komitelerini seçmeli ve görevini yerine getiremeyenleri hemen geri alıp yerine bir başkasını seçecekleri bu komitenin önderliği altında, diğer havayolu çalışanlarını greve katmak ve diğer işkollarındaki işçileri (özellikle, grev sürecinde olan metal işçilerini) dayanışma eylemleri yapmaya ikna etmek için harekete geçmelidirler. Özetle, THY işçileri, kendi taban örgütlenmeleri aracılığıyla, önderliği, grevi zafere ulaştırmak için Hava-İş bürokrasisinin elinden almalılar. Bu, şirketle yapılacak görüşmelere katılarak tüm talepler kabul edilene kadar grevin sonlandırılmamasını sağlamak için de elzem. Grevin ve THY işçilerinin geleceği, onların bu inisiyatifi geliştirip geliştiremeyeceklerine bağlı.