Yurtiçi Kargo’da işten çıkarma saldırısı ve mücadele
Yurtiçi Kargo’nun İstanbul, Ankara ve Konya’daki işyerlerinde çalışan 60 işçi işten atıldı. Şirketin işten atma gerekçesi “iş daralması ve performans düşüklüğü” ama gerçekte işçiler DİSK’e bağlı Nakliyat-İş sendikasında örgütlendikleri için işten atıldılar.
İstanbul Kadıköy Yurtiçi Kargo şubesi önünde oturarak sürekli bir protesto eylemi yapan işçiler, 60 işçinin atılmasının ardından işten atmaların durmasının geçici olduğunu ve şirketin diğer kargo şubelerinin önünde de direnişlerin başlamasından çekinmesinden kaynaklandığını belirtiyorlar.
Diğer kargo ve lojistik şirketlerinde de olduğu gibi Yurtiçi Kargo’da da işçiler insanlık dışı koşullarda ağır bir sömürüye tabi tutuluyorlar. Çalışma saati başlangıcı 8.30 olarak belirtilse de bu çoğu zaman 8.00 oluyor. Şirketteki çalışma saatinin bitişi ise “işin bitmesine bağlı”. Bu, günde 14-15 saat ve daha fazla çalışmak demek. Haftada 6 gün çalışan işçiler, yasal haftalık çalışma süresi olan 45 saatin 30 saat üstünde çalışmalarına rağmen fazla mesailerini alamıyorlar ve asgari ücretle çalıştırılıyorlar. 
Bu, Yurtiçi Kargo’da gerçekleşen ilk işçi kıyımı değil. Çalışma koşulları giderek ağırlaştırılan şirketin işçilere yönelik son saldırısı geçtiğimiz yaz gerçekleşmişti. O zaman, işçilere benzer koşullarda çalışan 200’e yakın şube müdürü, muhasebeci ve insan kaynakları bölümü çalışanları işten çıkarılmıştı. Çalışanları topluca işten atmakla yetinmeyen şirket, daha önce işçilere baskı yaparak imzalattığı senetlere dayanarak, onlara 100 bin lira civarındaki vergi ve SGK borçlarını da yüklemişti. 
Yurtiçi Kargo işçilerinin ağır çalışma koşulları ve sık sık karşılaştıkları işten atma saldırısı, kapitalistlerin kârlarını artırma amacıyla yoğun bir rekabet içerisinde olmalarının bir yansımasıdır. Bu yüzden, Yurtiçi Kargo’daki çalışma koşulları, diğer kargo ve lojistik şirketleri için de örnek alınacaktır: PTT’deki son yıllardaki dönüşüm, taşeron çalışma ve cumartesi günleri çalışmanın başlaması bunun en açık örneğidir. PTT’nin özelleştirilmesi süreci çok daha büyük bir saldırının ve direniş potansiyelinin ifadesi olacaktır.
80 binin üstünde işçinin çalıştığı kargo ve lojistik sektöründe bulunan bir diğer şirket olan UPS, bugün Yurtiçi Kargo’nun yaptığını üç yıl önce yapmıştı. UPS işçilerinin şirketin sendikalaşmaya karşı işten atma saldırısı üzerine 2010’da başlattığı mücadele sonucunda TÜMTİS UPS’de örgütlenmiş ve 3000 işçi adına toplu sözleşme imzalamıştı. Yurtiçi Kargo işçilerinin, taleplerinin gerçekleşmesi için, mücadelelerine hem Yurtiçi Kargo’da çalışmaya devam eden işçileri hem de işkolundaki diğer sınıf kardeşlerini dahil etmeleri gerekiyor. 
On yıllardır yaşanan bütün deneyimler, sendika bürokrasilerinin bu son derece önemli adımın atılması için hiçbir şey yapmayacaklarını göstermektedir. Dolayısıyla, bu görev, işçi sınıfı devrimcilerine ve bizzat işçilere düşmektedir. Yurtiçi Kargo’da işten atılmış olan işçiler, tüm kargo şirketlerinde çalışan işçilere şu gerçeği anlatmalıdır: Şirket ve sendika ayrımını aşarak mücadele etmemeleri durumunda çalışma ve yaşam koşulları sürekli kötüleşecek ve işten atılma sırası bir gün kendilerine gelecektir.
Kargo ve lojistik sektörü sermaye sınıfı için kilit bir öneme sahip. Kapitalistlerin en büyük korkusu, bu sektörde kölece çalışmaya mahkûm edilen tüm işçilerin birleşerek harekete geçmesidir. Bu, mal dağıtımının durması; dolayısıyla sanayi ve ticarete büyük bir darbe vurulması anlamına gelecektir. Böylesi kapsamlı bir mücadele, işçilerin, onları işyeri, şirket ve işkolu temelinde bölen sendikalarda örgütlenmekle yetinmeyerek taban örgütlenmelerinin oluşturulmasını gerektirmektedir. Kargo ve lojistik sektörü işçileri, haftada 5 gün çalışma ve 8 saatlik işgünü, insanca çalışma ve yaşama koşulları (insanca yaşanacak bir ücret, tüm sosyal hakların tanınması, iş güvencesi vb.) talepleri etrafında bir araya gelmeli ve mücadele etmeliler.
Yurtiçi Kargo’dan atılan işçiler, eylemlerini, İstanbul’da Kadıköy ve Haramidere’de, Ankara Meşrutiyet şubesinde ve Konya transfer merkezinde sürdürüyorlar. İşçi sınıfı devrimcilerine düşen görev, onlara kitlesel destek verilmesi için çalışmakla sınırlı değildir. Yurtiçi Kargo işçilerine, onların karşı karşı olduğu saldırının, sermayenin işçi sınıfına yönelik dünya çapındaki saldırısının bir parçası olduğu; bunun ardında da küresel kriz içindeki kapitalist sistemin olduğu; bu saldırıya karşı koyabilmek için, ulusalcı, reformist, sendikalist vb. bütün yanılsamaların aşılması ve yeni türde, militan, sınıf mücadeleci işçi örgütlerinin yaratılması gerektiği ısrarla anlatılmalıdır.
Marksistler, kölece çalışma koşullarının geriletilmesi mücadelesini, ücretli kölelik düzeninin ortadan kaldırılması ve insanca yaşanacak sömürüsüz bir dünya kurulması mücadelesiyle birleştirmek hedefiyle ellerinden geleni yapmalıdırlar.
Bütün işçileri ve gençleri, işten atılan işçiler geri alınana ve örgütlenme hakları tanınana kadar, Yurtiçi Kargo’yu kullanmamaya çağırıyoruz.