Zonguldak’ta maden işçileri açlık grevinde

Zonguldak’ın Kilimli ilçesinde Deka Madencilik A.Ş.’ye bağlı Balçın Madencilik’te çalışan 245 maden işçisinin 4 Nisan’da başlayan direnişi, geçtiğimiz Çarşamba (18 Mayıs) günü dört aydır maaş alamadıkları gerekçesiyle açlık grevine dönüştü. İşçilerden 85’i kendilerini madene kilitleyerek talepleri karşılanana kadar açlık grevi yapacaklarını duyurdu.

Öte yandan ertesi gün yedi işçi rahatsızlanarak ocaktan çıkarıldı. Bir sonraki gün 3 işçi daha rahatsızlandı ve hastaneye kaldırıldı. Açlık grevi şu an 70 civarında işçiyle devam ederken, polis, işçi ailelerine ve desteğe gelenlere engel oluyor.

Diken’e konuşan işçilerden Ömer Kaplan, yasalar çerçevesinde yapmadıkları kavga kalmadığını belirtirken, Serkan Demir, talepleri karşılanana kadar eyleme devam edeceklerini vurguladı. Rahatsızlandığı için dışarı çıkmak zorunda kalan Cemil Yalçın ise içeridekilerin zor durumda olduğunu ve acilen oradan çıkarılmaları gerektiğini söylüyor.

Deka Madencilik A.Ş.’ye işçilerin iş bırakma kararından dokuz gün sonra (13 Nisan’da) FETÖ/PDY soruşturması kapsamında kayyum atanmıştı. Fakat bu durum işçiler açısından elbette olumlu bir değişikliğe neden olmadı ve işçiler haklarını hala haklarını alabilmiş değiller.

O günden beri seslerini duyurmaya çalışan maden işçileri çeşitli eylemler düzenlediler. Mayıs ayının başlamasıyla birlikte 110 maden işçisi valilik binasının önünde süresiz eylem başlattı. 16 Mayıs’ta yirmi işçi yedi katlı bir binanın çatısına çıkarken, elli işçi de onlara aşağıdan alkış ve sloganlarla destek vermiş, Zonguldak İl Emniyet Müdürü Osman Ak’ın makamında çözüme yönelik bir görüşme sözü vermesiyle eylem sona ermişti.

Emniyet Müdürlüğünde yapılan toplantıya işçi temsilcilerinin yanı sıra Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Gönül Demirsu, Genel Maden İşçileri Sendikası Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, Ankara’dan bir müfettiş ve kayyumlar katıldı. İşçiler açısından sonuçsuz kalan bu toplantı, egemenlerin maden işçilerine haklarını vermemekte ne kadar kararlı olduğunu gözler önüne serdi. Şirkete atanan kayyumlar, şirketin maaşları ödeyecek durumda olmadığını belirterek işçilere yeni iş aramalarını söylerken, “haklarını almaları” için de gerekli başvuruları yapmaları tavsiyesinde bulundular. Yasal olarak işsizlik maaşı almaya hak kazanan işçilere maaş bağlanması için çalışma başlatılması kararı alındı.

Böylece bu toplantıda maden işçileri çözümsüzlüğe mahkum edilmekle kalmadılar, aynı zamanda onlara işsiz kalacakları ve haklarını alamayacakları mesajı verildi. Onlardan istenen şey, işsizliği ve yetersiz işsizlik maaşını kabul etmeleri ve diğer haklarını da ne zaman ve nasıl sonuçlanacağı belli olmayan bürokrasinin çarkları arasında bireysel başvurularla aramaları -ki bu işçilerin birliğine ve eylemliliğine doğrudan bir saldırıdır.

Sendikalar her zaman olduğu gibi bu eylemde de işçileri yalnız bırakmış, onların taleplerini savunmak için hiçbir faaliyette bulunmamıştır. Yapılmış olan tek faaliyet Genel Maden İşçileri Sendikası Başkan Yardımcısı İsa Mutlu’nun Emniyet Müdürlüğündeki toplantıya katılmasıdır ki orada da, yukarıda belirtildiği üzere işçilere yenilgi dayatılmış ve sendika buna sessizlikle suç ortaklığı yapmıştır.

Soma maden katliamının ikinci yıldönümünde madenlerin kaynamakta olduğuna işaret eden bu gelişmeler bir kez daha sendikaların ve sendikaları işçi örgütü gibi sunan sahte solun yıkıcı rolünü gözler önüne seriyor. Bununla birlikte, dün ilçede madenci aileleri ve diğer sektörlerden işçilerin katılımıyla yapılan dayanışma eylemi, bu ve benzeri hareketlerin tabandan gelişme potansiyelini ve sendikal gardiyanlığı aşan taban komitelerine dayanarak diğer madenlerde üretimi durdurma ve mücadeleyi yayma ihtiyacını vurguluyor.

Bir patlamaya doğru ilerleyen madenlerdeki işçiler, uluslararası sınıf kardeşleriyle aynı koşullarla ve aynı düşmanlarla karşı karşıyalar; her bir ülkedeki madencilere yönelik saldırının arkasında kapitalizmin küresel krizi yatıyor. İhtiyaç duyulan şey ise, mevcut kapitalist sömürü sistemi içerisinde hiçbir kalıcı kazanımın ve iyileşmenin mümkün olmadığı gerçeğiyle kendilerini uluslararası devrimci bir güç olarak birleştirecek sosyalist bir perspektif ve örgütlenme.