Ege ve İstanbul Üniversitesi'nde yemeklere zam

Ege Üniversitesi'nde Kredi Yurtlar Kurumu'na (KYK) ait Bornova öğrenci yurdunda yemekhanedeki ve kantindeki ürünlere %15 zam yapılırken, İstanbul Üniversitesi'nde de yemeklere %85 zam yapıldı. Bilindiği üzere, AKP hükümetinin "harçları kaldırıyoruz" söyleminin büyük bir aldatmaca olduğu kısa sürede ortaya çıkmıştı. Sadece birinci öğretim öğrencilerinin harçları kaldırılırken, esas olarak ciddi geliri sağlayan ikinci öğretim ve uzaktan eğitim harçları "zamlanarak" alınmaya devam ediyor.  Birinci öğretim öğrencilerinin harçlarının kaldırılmasını bahane eden üniversite yönetimleri, öğrencilerin en temel ihtiyaçlarını karşılayan ürünlere zamları ardı ardına yapmaya başladılar. 
Geçtiğimiz günlerde, Ege Üniversitesi'nde, Bornova KYK yurdunda kalan öğrenciler, eşit hak ve yemek talepleriyle eylemler gerçekleştirmişti. Yurda giriş çıkış saatlerinde kadın öğrenciler ile erkek öğrenciler arasındaki eşitsizliğe, yemek fiyatlarındaki zamma ve porsiyonların küçültülmesine tepki gösteren öğrenciler 16 Ekim günü saat 23.00’de yurdun önünde toplanmaya başlayarak eylemlerini gerçekleştirdiler. Okul içerisindeki bahçede “Müşteri değil öğrenciyiz”, “Sana ne KYK niye giriyoruz 11’de binaya” ve “Açız” yazılı pankartlarla gerçekleştirilen yürüyüşe katılım yoğundu. 
Yurt yemekhanesi ve kantinine yapılan zamlar, yurtlara son giriş saati olarak 23.00’ın belirlenmesi ve saat sınırlamasında erkek öğrencilere esneklik sağlanması; kadın öğrencilerde bu konunun sıkı tutulması, çıkış saatine ve kadın öğrencilere kısıtlama getirilerek erkek öğrencilere rahatlık tanınması öğrencilerin tepki gösterdikleri başlıca noktalardı. 
Bu eylemin ardından ertesi gün, 17 Ekim’de, öğrenciler Gençlik ve Spor Bakanlığına ait "Proje Geliştirme" standına gelerek, yurt sorunlarını gündeme getirmek ve çözüm yollarını sorgulatmak maksadıyla masayı “çözüm masası”na dönüştürdüler. Akabinde özel güvenlikler ve sivil polislerin saldırısına uğrayan öğrencilerden biri yaralandı; öğrencilere "yağmalama" gerekçesiyle gözaltı yapıldı. Eğitimi her geçen gün daha da pahalılaştıran ve emekçi çocuklarına yüksek öğrenim kapılarını kapatacak politikaları sorunsuz bir biçimde hayata geçirmek isteyen üniversite yönetimleri, bu örnekte de olduğu gibi en ufak bir protestoya tahammül etmemektedir. 
İstanbul Üniversitesi'nde ise öğrenim döneminin başında yemeklere %yüzde 85 oranında zam gerçekleştirilmişti. Yapılan zamma karşı üniversite öğrencileri tarafından boykot başlatılmıştı. Boykotun başlatılmasının ardından üniversite yönetimi öğrencileri muhatap almak zorunda kalırken, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Ayçiçeği boykot gerçekleştiren öğrencileri ziyaret etmişti. Rektör yardımcısı bu görüşmede “okulun döner sermayesini öğrenci yemekhanesine harcayamayacağını” belirtirken, zammın geri çekilmesi söz konusu olursa kültürel ve sosyal faaliyetlerde kısıtlamaların gerçekleşeceğini ifade ederek öğrencileri tehdit etti. 
Öğrenciler boykot eylemini Beyazıt Kampüsü Anakapı önünde Çapa, Cerrahpaşa, Beyazıt, Sarıyer ve Avcılar Kampüsü’nde okuyan öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirdikleri basın açıklamasıyla sona erdirdiler. Basın açıklamasında özetle, "İstanbul Üniversitesi yemekhanesine yapılan zamlarla, 'parasız eğitim gerçek oldu' yalanının İstanbul Üniversitesinde bir kez daha su yüzüne çıktığı" ifade edilirken, yapılan zamların geri çekilmesi ve her öğrencinin okul yemekhanesindeki yemeklere ulaşımının kolayca sağlanması gerektiği ifade edildi. Ayrıca açıklamanın sonunda öğrenciler zamların geri çekilmemesi durumunda boykota devam edeceklerini açıkladılar. 
Tüm bu eylemler gerçekleşirken, üniversite yönetimleri henüz yapılan zamlardan geri adım atmış değil. Temel ekonomik içeriğe sahip "zamların geri çekilmesi" talebinin kazanımla sonuçlanabilmesi ve asıl hedef olan “ücretsiz ve sağlıklı beslenme” hakkına ulaşabilmek için geniş öğrenci kesimlerinin eylemlilik sürecine katılması zorunlu. Dolayısıyla boykot ve benzeri kitlesel örgütlenmeye ve aktif katılıma dayanan eylemler, planlı ve yaygın bir faaliyet eliyle örülmelidir. Fakat İÜ yerelinde sürecin örgütleyicisi bileşenler tarafından mücadelenin bu biçimde örülmemesi, kısa bir sürede organize edilen boykotun ardından gerçekleştirilen eyleme ciddi bir öğrenci kitlesinin destek vermemesiyle ve henüz herhangi bir kazanımın elde edilememesiyle sonuçlandı. Bunda, sürecin en başından “geri adım atılana kadar süresiz boykot” kararı alınmamasının etkisi elbette büyük. Ama bundan da önemlisi, yemekhanelerin özelleştirilmesinden, eğitimin paralı hale getirilmesine, üniversite emekçilerinin güvencesiz çalıştırılmasına uzanan üniversitelerin sermayenin tam denetimi altına sokulması sürecine karşı öğrenci gruplarının bütünlüklü bir program ve sınıf temelli bir mücadele perspektifinin olmamasıdır.
Önümüzdeki süreçte, mali açıdan "özerkleştirilen" üniversitelerin bahsini ettiğimiz benzeri uygulamalara başvuracağı açık. Eğitim artık paralı olmasının yanı sıra gittikçe de pahalılaşmakta. Dolayısıyla zam politikalarını engellemek ve bunun ötesinde esas olarak parasız eğitim/barınma/beslenme talebimizi hayata geçirmenin yolu, salt öğrencilerle sınırlı kalmayan, tüm üniversite emekçilerinin aktif olarak katıldığı ve onların taleplerini de programına yazan ve sermayeyi karşısına alan bir programa sahip, kitlesel ve örgütlü bir mücadeleden geçmektedir.