İstanbul Üniversitesi'nde faşist provokasyonlar ve polis saldırıları

19 Ekim'de, Çukurca saldırısı sonrasında hayatını kaybeden 24 askerin haberinin yayılması sonrasında birçok bölgede sokaklara inen ve genelde BDP bürolarına saldıran faşistler, son iki gündür ise polis-okul idaresi-ÖGB işbirliğiyle birlikte İstanbul Üniversitesi'ndeki devrimci öğrencilere saldırılar düzenlediler.
Ülkenin mevcut politik atmosferini provokasyon ve saldırılar için fırsat bilen ülkücü faşistler, 20 Ekim Perşembe günü, sivil polislerin ve Özel Güvenliklerin (ÖGB) yardımıyla yaklaşık 25-30 kişi okula girerek, devrimci öğrencilere satır, döner bıçakları ve sopalarla saldırdırlar ve Hukuk Fakültesi koridorunda bulunan devrimci siyasetlerin, öğrenci kulüplerinin afişlerini yırttılar. Bu saldırı sonucunda üç öğrenci yaralanırken, ülkücü faşistler ise çevik kuvvetlerin ve sivil polislerin "koruması" eşliğinde okul içerisindeki bahçede beklemeye başladı.
Daha sonrasında ise, okul içerisinde bulunmaya devam eden ve polis tarafından haklarında "herhangi bir işlem yapılmayan" faşistlerin, saldırıya uğrayan öğrenciler ve bu durumdan rahatsız olan üniversite öğrencileri tarafından okul dışarısına çıkarılmaları talep edildi. Bunun üzerine sivil polisler ve özel güvenlikler öğrencilere saldırdı! Bu saldırı okul idaresi-polis-faşist işbirliğini çok açıkça teşhir ederken, birkaç öğrencinin de gerçekleşen darp sonucu hafif yaralanmasına neden oldu. Bunun üzerine yaklaşık 300 öğrenci okul içinden toplu halde çıkarak, yaptıkları yürüyüşle ülkücü ve polis provokasyonuna tepki gösterdiler.
21 Ekim cuma günü ise, tüm bu yaşanan saldırı ve provokasyon girişimlerini protesto etmek için saat 13:00'te Anakapı önünde yaklaşık 300 kişinin katıldığı bir basın açıklaması gerçekleştirildi.
Edebiyat Fakültesi'nden Merkez Kampüse "Beyazıt faşizme mezar olacak", "Faşizmi döktüğü kanda boğacağız", "Yaşasın halkların kardeşliği" sloganlarıyla yürüyen öğrenciler, polis barikatını kaldırtarak burada bekleyen arkadaşlarıyla biraraya geldiler.
İ.Ü öğrencileri adına yapılan açıklamada, üniversite öğrencilerinin canlarına kast eden saldırıların herkesin gözü önünde yaşandığını, sopalar, bıçaklar ve satırlarla merkez kampüse giren kendilerine ülkücü diyen faşistlerin hiçbir engelle karşılaşmadığı ifade edildi.
Üniversitede yaşananların ülkenin politik atmosferinden bağımsız olmadığı vurgulanırken, "Yakın zamanda, 24 askerin ölümünün ardından MHP'nin, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ve Tayyip Erdoğan'ın şovenizme ve savaş çığırtkanlığına dayanan sözleri üniversitemizde böyle bir fırsat bekleyen ülkücü faşistlerin öğrencilere saldırılarında karşılık bulmuştur" şeklinde ifade edildi.
Basın açıklamasının devamında, AKP'nin savaş çığırtkanlığını ve yeniden başlattığı sınır ötesi operasyonlarla kirli savaş sürecini derinleştirdiği ifade edildi ve ülkücülerin saldırısının ardından, ÖGB'lerin polisle işbirliği yaparak yine üniversitenin öğrencilerini darp ettiği belirtildi.
Savaş, intikam, gözyaşı değil, halkların kardeşliğini istediklerinin altını çizen öğrenciler, "Türk ve Kürt halklarının kardeşliğini savunacağız. Üniversitemizi eli kanlı faşistlere bırakmayacağız. Devletin ve faşistlerin saldırılarına karşı eşitlik, özgürlük ve halkların kardeşliği için devrim mücadelemizi sürdüreceğiz" dediler.
SGD, SDP, EHP, DYG, ÖGD, Gençlik Federasyonu, Tüm-İGD, Ekim Gençliği ve Sosyalizm Gençliği'nin düzenlediği eyleme EMEP ve TKP üyeleri destek verdiler.
Basın açıklamasını polis kordonu eşliğinde gerçekleştiren öğrenciler, daha sonra toplu bir şekilde okul içerisine girdiler. Sonrasında, saat 14:00 civarında üniversite çevresinde ve içerisinde milliyetçi, şoven bir havayı kışkırtmak isteyen ülkücü faşistler yaklaşık 40-50 kişi, Türk bayraklarıyla bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasından sonra ise Merkez Kampüs Anakapı'dan içeri girmek isteyen faşistler başarılı olamayınca, okulun yankapısından, çevik kuvvetin eşliğinde girerek Siyasal Bilgiler Fakültesi önünde toplanan öğrencilere "tekbir" sesleriyle saldırmak istediler. Fakat bu saldırı girişimine karşılık veren öğrenciler, faşistleri püskürterek okul dışarısına çıkmalarını sağladılar. Yine olay sırasında ÖGB ve sivil polisler "ortalarda gözükmezken", okul içerisine giren çevik kuvvet ise devrimci öğrencilerin önüne barikat kurdu.
Bu saldırı girişimi sonrasında, Merkez Kampüs'ten toplu çıkış yapan öğrenciler Edebiyat Fakültesi içerisinde bulunan arkadaşlarını almak için Fen Fakültesi Kapısı'na yöneldiler. Burada polis barikatıyla karşılaşan öğrenciler, bir anda faşistlerin porovokasyonuyla karşılaştı ve akabinde çevik kuvvetin saldırısına uğradılar.
Bu provokasyon sonucunda herhangi bir yaralanan ve gözaltına alınan bulunmazken, tekrar toplanmayı başaran öğrenciler Vezneciler üzerinden Laleli'ye doğru, Edebiyat fakültesi'nden arkadaşlarını alarak yürüyüşe geçti. Fakat yürüyüş sırasında slogan atıldığı gerekçesiyle sivil polislerin ve çevik kuvvet ekiplerinin saldırısına uğrayan öğrencilerden çok sayıda yaralanan ve beşin üzerinde gözaltına oldu. Saldırı sonrasında dağılan öğrencileri çevik kuvvet ekipleri gaz atmayı sürdürerek Yenikapı'ya kadar kovaladı.
İstanbul Üniversitesi'nde bütün bu yaşananlar okul idaresi-polis-faşist işbirliğini tekrar gözler önüne sererken, özellikle konjonktürden yararlanmak isteyen faşist yapılanmaların provokasyonlarının süreceğinin habercisidir. Salt İÜ'yle sınırlı kalmayacak olan bu sürecin diğer üniversitelere de yansıması kaçınılmazdır. Daha geçen hafta başbakanın ziyareti nedeniyle okul çevresinde muhalif öğrenci avına çıkan polis güçleri ve güvenlikler, söz konusu eli satırlı faşistler olduğunda okula girmelerine göz yummakla kalmayarak, onlara destek oluyorlar.  Bu desteği de arkalarına alan faşist yapılanmaların önümüzdeki günlerde gerçekleştirebileceği saldırılara veya provokasyonlara karşı, İÜ'deki ve diğer üniversitelerdeki Marksist, devrimci öğrencilere düşen görev, bu tür yapılanmaların ancak birleşik ve kitlesel mücadeleyle yenilgiye uğratılacağı gerçeğiyle faaliyet yürütmektir. Faşist saldırılara ve savaş çığırtkanlığına karşı tüm üniversite öğrencileri, işçileri ve öğretim görevlileri birlik olmaya çağrılmalıdır.
Sosyalizm Gençliği