Sağlık Yüksek Okullarında Staj Sömürüsü

Türkiye’de sağlık sistemindeki gerici uygulamalar hızla devam ederken sağlık personeli yetiştiren okullarda da sömürü gün geçtikçe artıyor.
Sağlık memuru, hemşire ve ebe yetiştiren sağlık yüksek okullarının müfredatında hızlandırılmış ezberci teorik eğitimin yanında zorunlu staj da bulunmakta. Kapitalist sistemin “iş öğretme” bahanesiyle zorunlu kıldığı stajlar ücretsiz işçi çalıştırmaktan başka bir şey değil. Stajyer öğrenciler; “gördükleri eğitimden ötürü uygulamalı öğrenim yapmaları zorunlu kişiler” olarak tanımlanıyor. Bir iş sözleşmesine dayalı olarak çalışmadıklarından ve 3308 sayılı kanun kapsamına girmediklerinden asgari ücret dahi alamıyorlar.
Bu bölümlerde okuyan öğrenciler kısa bir teorik eğitim sürecini bir dönemde bitirip aynı zamanda staj yapmak zorunda kalıyorlar. Bu stajlarda öğrenciler hastanelerde ve sağlık ocaklarında sağlık işçisi olmaya hazır hale getiriliyor.
Stajın olduğu bazı günler günün 5 saatini okulda 16 saatini hastanelerde çalışarak geçiren öğrenciler kendilerini mesleki olarak dahi geliştiremiyorlar. Okuldan çıkıp staja yetişmeye çalışan öğrencinin gazete okuyacak vakti bile kalmıyor. Dolayısıyla toplumsal olaylara ilgisiz, yalnızca kendine verilenden haberi olan, düşünmeyen yorum yapmayan ve eleştirmeyen bireyler olarak yetişiyoruz. Vasıfsızlaştırılan öğrencilerin, ileride toplum bireylerinin sağlık sorunlarıyla ilgilenecek kamu emekçileri olacağı düşüncesi ise dehşet verici.
Haftanın 3 günü 8 saat staj gören öğrenciler aynı zamanda okuldaki teorik derslerinden de geçmek zorunda. Öğrenci gündüz çalışırken gece de ders notlarını ezberlemekte. Sağlık yüksek okulunda okuyan biz öğrenciler bazen üç gece arka arkaya toplam 3 CPR (kalp akciğer canlandırması) yapmak durumunda kalıyoruz. Üstelik biz bu işlemleri uygularken hastanedeki doktor ve hemşireler de bizi yalnız bırakıyorlar. Aynı zamanda staj yaptığımız hastanelere sağlık ocaklarına gidip gelme masrafları da okul tarafından karşılanmıyor. Öğrenciler her gün çeşitli mesafelerde bulunan staj yerlerine kendi imkânlarıyla ulaşabiliyorlar.
Sağlık yüksek okullarında staj yalnız tüm eğitim döneminde değil, yaz tatilinde de devam ediyor. Çoğu kez başka şehirlerde staj yapmak zorunda kalan öğrencilere ise yatacak yer ya temin edilmiyor ya da sağlıksız yurtlarda para karşılığında kalmalarına izin veriliyor.
Sabah erken saatlerde staja gitmesi gereken öğrenciler, barındıkları sağlıksız koşullardaki yurtlarda da gece geç saatlere kadar faşist öğrencilerin propagandalarına maruz kalıyor.
Staj sırasında öğrencinin yemek ihtiyacını da ne okul ne de bünyesinde staj bahanesiyle çalıştırıldığı hastane karşılıyor. Öğrencilerin yemek giderleri de doğrudan öğrenciye kalmış oluyor. Staj esnasında gerekli olan tansiyon aleti, derece, eldiven gibi maddeleri bile vermeyen hastane ve okul, bu araçların maliyetini de öğrenciye yüklüyor.
Sağlık yüksekokulu öğrencileri, staj esnasında başlarına gelebilecek her türlü durumdan da kendileri sorumlu: Yani staj sırasında bir iş kazası geçiren öğrenci sigortalanmadığından bu iş kazasının faturası da kendisine kesiliyor.
Staj derslerini devamsızlık nedeniyle başarıyla geçemeyen öğrenciler okullarını bir dönem uzatıyorlar. Kısacası öğrenciye ya bu deveyi güt ya bu diyardan git deniliyor. Uygulama derslerinde devamsızlık yapan öğrenciler bunu telafi etmek için gece nöbetine kalıyorlar. Bu ceza gibi uygulama sağlık öğrencileri için artık dayanılmayacak boyutlara ulaşıyor.
Staj yapan öğrenciler sayesinde, hastanelerdeki mevcut sağlık işçisi açığı kapatılmış oluyor. Üstelik maaşsız, sigortasız bu işçilerin yemek ve yol masrafları da yok.
Küresel kapitalizmin eğitim sistemine yansıyan bu çirkin yüzü devlet patron işbirliğini ortaya çıkarıyor. Biz sağlık yüksek okulu öğrencileri; gece ve gündüz nöbetlerinde çalışarak, hastanedeki basit işlerden en zor işlere dek koşturarak, sonunda hiçbir ücret almayarak, staj esnasında sigortalanmayarak köleden hiçbir farkımızın olmadığını biliyoruz.
Tüm dünyaya egemen olan kapitalist sistem, kendi krizlerinden kendini yeniden inşa ederken sağlık ve eğitimin metalaştırıldığı gerçeğiyle yüz yüzeyiz. Yeni iş alanları haline gelen eğitim ve sağlık sektörleri ve buralarda çalışacak olan işçiler üzerinden elde edilecek kar patronların iştahını kabartmakta. Sağlığın ve eğitimin yeni piyasalar olarak sunulduğu bu dünya düzeninde emekçi sınıflara yaşam hakkı yok.
Biz sağlık yüksekokulu öğrencileri sağlık sisteminin özelleştirilmesinin doğuracağı sonuçları biliyoruz. Ayrıca eğitim ve sağlığın, kapitalist sistemde yalnızca üzerinden kar elde edilecek yeni piyasalar olarak görüldüğünün farkındayız. Bu yüzden gerek biz sağlık öğrencilerinin ve işçilerinin, gerekse sağlık hizmetlerinden faydalanan işçi ve emekçilerin tek kurtuluş yolunun kapitalizmi ortadan kaldırmak olduğunu biliyoruz. Yoksul emekçiler ve onların çocukları olan bizlerin üzerindeki bu sömürü, yalnızca insanların en temel ihtiyaçları olan sağlık ve eğitimin değil, tüm kaynakların ortaklaşa üretilip, paylaşılacağı sosyalist bir dünya mücadelesiyle ortadan kalkabilir.