Yeni “İpek Yolu” ve ikinci Marmara olma yolunda Mersin
Her seçim döneminde yaşanan ve Türkiye genel siyasetinde ciddi bir onur mücadelesi gibi görülen Mersin’deki AKP-CHP çekişmesi 12 Haziran seçimlerinde de kendisini olağan şiddetiyle göstermiştir. MHP’nin tabanının AKP’ye oy vermesiyle CHP-AKP başa baş duruma gelmiştir. MHP’nin böylesine kemik tabanının olduğu bir ildeki AKP’ye kayış, ekonomik anlamda Mersin’deki yatırımların vücut bulduğunu da göstermektedir.
Evet, Mersin CHP’nin kalesi, ancak Mersin hakkında ufak bir çalışma yapan araştırmacının haberin derininde de göreceği gibi AKP’nin Mersin’le bir alıp veremediğinin olmayacağını, yönetimler arası bir çekişmenin söz konusu olmadığını gözden kaçırmasına pek imkan yoktur. Mersin’de kavga olsa olsa rant paylaşımında olur, o da Büyükşehir Belediyesinin bütün büyük işlerinin AKP yanlısı müteahhitlere yaptırılmasıyla ortadan kalkmıştır. Bölgenin, bırakın AKP’yle, sahip olduğu sıcak para akışı itibarıyla hiçbir burjuva iktidarla sorunu olamaz. Mersin’in 1987 yılından bu yana (Serbest Bölgenin açılışıyla birlikte) sermayeyle yaptığı barış 2003 yılından beri kapitalistler adına meyvesini vermektedir.
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın (MTSO) verilerine göre Mersin, Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ilk 5 ili arasında yer almaktadır. Küresel ekonomik krizin etkisiyle Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ilk 15 ilinin tamamının ihracatında daralma olduğu fakat en az daralmanın kriz boyunca ihracatını korumayı başaran Mersin olduğu rakamlarla görülmektedir. Sadece serbest bölgenin bu verilerine göre ülke bütçesine katkı sağlayan (2010 yılında aldığı harcamadan daha fazla gelir aktararak toplamda bütçeye net katkı yapan) 12 ilden biri Mersin’dir. Özellikle Doğu ve Güneydoğu illerinin (savunma giderlerinin yüksekliği nedeniyle) 26 kata varan gelir-gider farkına göre Mersin, ekonomik istikrarı korumuş nadir illerden biridir. Ekonomik anlamda bu kadar büyük katkı sağlayan ve düzenini kurmuş bir ilde hiçbir akıllı burjuva iktidarı, siyasi hırs adına bu düzeni bozmak istemez ve sandıktaki çekişmeyi her zaman istikrar isteyen sermayenin karşısına koymaz.
Sermayenin yeni çekim merkezi
Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın geçtiğimiz haftalarda gazete başlıklarını süsleyen açıklamalarına göre Mersin’e toplamda 12 milyar dolarlık yatırım yapılacağı ve bu yatırımların Mersin’in iyiliğine olacağı söylenmektedir.
Bakan Çağlayan’ın söylediği gibi Mersin’in “Kazanlı ilçesi ile Tarsus arasında yapılması planlanan sahil şeridi yolu” aslında uluslararası anlamda Yeni İpek Yolunun başlıca ayaklarından biri olacak olan konteynır limanının karayolu ayağını oluşturmaktadır. Çünkü bölgenin Anadolu’yla bağlantısını sağlayan ticari anlamdaki tek yol Tarsus’tan geçmektedir. Yani bu yol “ey halkım sahilde gezin” diye yapılmamaktadır. Mersin, yukarıda da bahsettiğimiz gibi ihracatını kat kat arttırmayı başarabilmiş nadir illerdendir. Bütün bunlarla birlikte ISO 500 ve ISO 1000 listelerinde olup da merkezi İstanbul’da olan pek çok firma Mersin’de faaliyet göstermektedir. Bu firmalarla ilgili rakamların Mersin ihracatına dahil olmadığını da belirtelim. Önümüzdeki on yıllarda bölge sermayesinin öngörüsü Doğu Akdeniz Bölgesi adı altında İkinci Bir Marmara olmak. Mersin, Kahramanmaraş, Adana, Osmaniye, Hatay illerini içine alan Doğu Akdeniz Bölgesi,  bölge sanayisi ve ekonomisi için eksik kalan enerji detaylarını hallettiği takdirde Türkiye’nin İkinci Marmara’sı olmaya adaydır. Bu da işçi sınıfının ağırlığını göstereceği ikinci bir bölge demektir aynı zamanda.
Yeni İpek Yolu
PwC (PricewaterhouseCoopers) ve European Business Scholl (EBS) ortaklığında gerçekleştirdiği 2030’da Taşımacılık ve Lojistik Sektörü raporuna göre, küresel mal akışındaki merkezler ve ticari rotalar, Asya ülkelerine doğru kayarken, Amerika ve Batı Avrupa önemini giderek kaybedecek. Ticaret hacimleri hissedilir derecede gelişmekte olan piyasalara kayacak. Geleceğin büyük uluslararası taşıma kontratları üzerine rekabet önümüzdeki birkaç yıl içerisinde belirlenecektir(bu kontratların nasıl şekilleneceği konusundaki savaş bu bölgelerde başlamıştır bile.)2030 yılına kadar tamamlanması beklenen yeni tabloyu oluşturacak biçimde yaşanan değişim şimdiden ulaştırma altyapılarında görülmektedir.
Çin, Brezilya gibi ülkeler bir yandan gelişmekte olan ticari bağlantılar kurarken Afrika’daki birçok ülke yatırımlarına hız vermektedir. Bu gelişmelerle ortaya çıkan ticaret yolları şimdiden pazardan paylarını almaya başladı ve küresel tedarik zincirlerini değiştirdi. Asya ve eski Sovyet Cumhuriyetleri arasındaki ticaret yıllık %42 oranında büyüme gösterdi. Güney Amerika ve Afrika arasındaki güney-güney rotasındaki ticaret hacimleri ise çift basamaklı büyüme oranlarına ulaştı.
Dünya 2030 ve sonrası için hazırlık yaparken bölge sermayesinin rüyası ise kent, tarım-gıda, lojistik ve turizm sektörlerinde 2023 yılını hedef almaktadır. Tarım-gıda alanında kurulacak tekno-parklar ambalajlamadan gıda güvenliğine, sera teknolojilerinden bilişime kadar bölgede pek çok sektörün hareketlenmesine sebep olacaktır.
2030’da şekillenmesi beklenen “Milenyum İpek Yolu”nun yeniden çizilip hayata geçirilmesini beklemeye niyetli olmayan bölge sermayesi 2023 yılında ortaya çıkacak bu yeni ticaret yollarının başlıca paydası olmak istemektedir. Bu da Mersin ve çevresinin hızlı bir gelişme sürecinde olacağını göstermektedir.